(1086 S. K. m. 290)
Sonuç: Taraflar arasındaki eşya teslimi veya bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Salihli Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.12.1982 gün ve 1982/105-626 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2.5.1983 gün ve 1983/3703- 3908 sayılı ilâmı.
(... Dava konusu eşyadan televizyonun satış fişi davalı Meliha adınadır. Bu fiş, satış sırasında alıcı adına tanzim edilir. Onun için alıcının Meliha olduğunun delili sayılır. Ruhsatname, mülkiyetin kime ait olduğuna bakılmaksızın başvuran adına düzenlenir. Bu bakımdan ruhsatname, mülkiyet delili olmaz. Bu nihayet bir karine olup aksi ispatlanabilir. Olayda, perakende satış fişi, satıcının adına düzenlendiği için malikin tayininde kuvvetli delildir. Ayrıca davalıya babadan düşen miras payı ile televizyonun alındığı dosyadan anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı, kendi parası ile alındığını ileri sürmüş ise de, bunu ispatlayamamıştır. Bu itibarla hükmün bu yöne ilişkin bölümünün bozulması gerekirken, Yargıtay incelenmesi sırasında bu husus gözden kaçmış karar düzeltme isteği yerinde olmakla, karar düzeltme isteğinin kabulü ile hükmün bu bölümünün bozulması uygun düşmüştür...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı 17.3.1983 günü çocuksuz ölmüştür. Mirasçı olarak anası, babası ve davalı eşi kalmıştır. İadesi istenen eşyalarda davalı da hak sahibi olmuştur. Hüküm tesis olunurken bu yeni maddi olgu göz önünde tutulmalıdır.
Diğer taraftan televizyonun davalıya ait olduğu karşılıklı iddia ve savunmalardan, dosyadaki kanıtlardan, gerçekleşen maddi olgulardan anlaşılmış olduğuna göre televizyona ait iddianın tamamen reddi gerekirken, buna dair kısmında kabul edilmesi isabetli bulunmamıştır. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına bu nedenle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy