(743 S. K. m. 581, 630)
Dava: Taraflar arasındaki tapulama tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adıyaman Tapulama Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.10.1981 gün ve 1975/127-1981/172 sayılı Kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Davacı miras bırakanın babası Ali'den gelen hakka dayanmıştır. Ali, Medenî Kanunun yürürlüğü gününden sonra ve 1930 yılında ölmüştür. Başka mirasçıları da olduğu için terekesi iştirak halindedir. Medeni Kanunun 630. maddesi hükmünce iştirak halinde mülkiyette mirasçıların tek başlarına dava açmalarına olanak yoktur. Bu biçimde ve koruyucu niteliği olmayan hakka etkin davaları mirasçılar tek başlarına açamazlar. Bu yön dava koşuludur. Mahkemece re' sen göz önünde tutulur. O halde bu durumda ya davacıya diğer mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması ya da Medeni Kanunun 581. maddesi hükmünce terekeye bir temsilci tayin ettirilmesi için davacıya önel verilmeli, dava koşulu böylece yerine getirildikten sonra davaya devam edilmelidir. Mahkemece bu yönün gözetilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de; davacı dava sonucu taşınmazların ortak miras bırakanları Hacı'dan kaldığını ileri sürmüştür. Dinlenen dava kanıtları nizalı taşınmazın kök miras bırakanı Hacı' dan kalıp, mirasçıları arasında paylaşıldığını, davalı tarafa kaldığını, diğer mirasçılara başka taşınmazların verildiğini söylemişlerdir. Ne var ki davalı paylaşmaya dayanmamış taşınmazın başkaları tarafından kan bedeli olarak kendisine verildiğinden söz etmiştir. Davalı bu savunmasını ispat edememiştir. Gösterdiği tanıklar taşınmazın kim tarafından, ne zaman davalıya verildiğini açıklayan ayrıntılı bir bilgi verememişlerdir. Bu durumda savunmanın ispatlandığı kabul edilemez. Taşınmazların ortak miras bırakandan kaldığı yönü ise tanık sözleri ile ispat edilmiştir. Bu durumda paya yönelik bu davada kök miras bırakan Hacı'dan davacılara kalan payların davacı taraf adına tesciline, diğer payların da davalıya verilmesine karar verilmek gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması ve hükümde tescile karar verilen taşınmazların parsel sayısının açıklanmaması ve sadece çekişme konusu taşınmazlardan söz edilerek bağımsız olarak infazı mümkün olacak biçimde hüküm kurulmamış olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, dava koşuluna ilişkin bozma nedenine uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi, Usul ve Yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Dava koşulu yerine getirilmeden işin esasına girilemeyeceğinden diğer yönlerin incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy