(506 S. K. m. 2, 3) (1475 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki "yasa " davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy iş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 21.9.1982 kapsamına alma işleminin iptalin ve 1981-48-1982/404 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 6.12.1982 gün ve 5351-5445 sayılı ilamı ile; ( Davada çözümlenmesi gereken ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu oluşturan husus ölçümlemeye konu edilerek davalıya ait olup yıktırılmak üzere satın alınan eski köşkte oturan kişinin hizmet akti ile çalıştırılan bekçi durumunda olup olmadığıdır. Davacı eski köşkü yıktırmak üzere satın aldığını, daha önceden de bu binada oturmakta olan kişinin sadece insancıl düşüncelerle yıkım tarihine kadar oturmasına izin verildiğini, binada bekçiliği gerektiren bir durum olmadığını savunmuş, binada oturmasına izin verilen ve bu sebeple de ölçümleme yapılmasına neden olan (S.D.) adındaki kişi ise oturmasının bekçilik görevine dayandığını ileri sürmüştür.
Bu durumda, yıkılmak için alınan ve bir süre sonra yıktırılan binanın bir bekçiye gereksinimi olup olmadığının, başka bir ifade ile, bu binada yıkım tarihine kadar korunması gereken ve ekonomik yönden değer arzeden kısım ve malzemelerin mevcut olup olmadığının tespitindeki zorunluluk açıktır.
Mahkemece, bu yolda bir inceleme ve saptama yapılmadan, sadece bahçıvanlık işleminin 506 sayılı Kanun bakımından sigortalılığı gerektiren işlerden olmadığından bahisle yazılı düşüncelerle Kurum işleminin iptaline karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nin 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.05.1985 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy