(743 S. K. m. 2, 671)
Dava: Taraflar arasındaki geçit hakkı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 9.11.1981 gün ve 1980/72-1981 /300 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Karar: (... Davacının maliki bulunduğu 37 sayılı parsel 16 m2 yüzölçümünde arsa olup, genel yola çıkışı bulunmaktadır. Davalıya ait 28 sayılı parsel ise davacıya ait arsaya bitişik 37.75 m kare lik bir dükkandır. Davacı, arsasında dükkân inşa edeceğini, kuyumcu dükkânı olarak çalıştıracağını ifade ile arsasının genel yolla bağlantısını temin için davalıya ait dükkândan geçit hakkı istemektedir. Mahallinde yapılan inceleme sonucu bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor ve ek raporda davacıya ait arsanın hali hazır durumu ile bir değer taşımayacağı, bitişik taşınmaz için 50.000 liralık bir değer ifade edeceği, geçit hakkına kavuşması halinde kıymetinin 320.000 lira olacağı davalıya ait dükkân 2100.000 lira değerinde olup 8.60 m. kare'lik geçit yeri tefrik edildiğinde ikinci kata çıkmak için yapılacak merdivenin dükkânın cephesini daha da daraltacağı, geçit yeri dolayısıyla dükkânın küçüleceği, 700.000 lira değer kaybına uğrayacağı, iş kapasitesinin % 30 düşeceği, geçit için duvarların yıkımı, yeniden inşası, işten kalma vs. zararlar dolayısıyla toplam 1.180.000 lira tazminat ödenmesi gerekeceği açıklanmıştır.
M.K.' nun 671. maddesinde yer alan (tam bir ivaz mukabilinde) sözleriyle üzerinde geçit hakkı tesis edilecek taşınmaz malikinin bu yüzden uğrayacağı zararın tamamının tazmin edilmesi öngörülmüştür. Ancak; tazmin keyfiyetinden önce zarara maruz bırakmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığı üzerinde durulmak gerekir. Her davada olduğu gibi geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda da davacının hukuki yararı varsa dava dinlenebilir. Hukuki yarar sağlamayacak bir davanın dinlenme olanağı da yoktur. Zira, M.K.'nun 2. maddesinde ifadesini bulan ve hakların kullanılmasında, borçların yerine getirilmesinde sınır olarak kabul edilen objektif iyi niyet kuralı dava hakkının kullanılmasında da gözönünde tutulur. Dava hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığında yasal himaye görür. Sınır aşıldığında dürüstlük kuralına aykırı davranış söz konusu olur ve o kişi yasal himayeden yoksun kalır. Objektif iyi niyet kuralı, makul ve orta zekalı şahısların davranış tarzını ifade ettiğine göre kendisine hukukî yarar sağlamak şöyle dursun, aksine zarar verecek bir davayı açan veya yürüten kişinin tutumunu makul addetmek ve dolayısıyla o kişiyi yasal açıdan iyiniyetli saymak mümkün değildir.
Olayımızda, davacının geçit hakkı isteği ilk bakışta yasaldır. Ne var ki, bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere ve mahkemenin kabul şekline göre davacı, geçit hakkı sağlamak suretiyle 320.000 liralık bir taşınmazın maliki olacak, buna karşılık sırf geçit kurulması için karşı tarafı 1.180.000 liralık zarara sokacak ve bu miktarı tazminat olarak ödeyecektir. 37 sayılı parselin davacı için maddi kıymetinin dışında başkaca bir değer taşıdığı ileri sürülmediğine ve makul bir sebepte gösterilmediğine göre 320.000 liralık bir yarar için 1.180.000 liralık zarara neden olacak bu davanın açılmasında ve yürütülmesinde açıklanan kural uyarınca davacı bakımından iyi niyetin varlığı kabul edilemez. Nitekim, her iki taşınmazın mülkiyetini iktisaptan ötürü davacıların miras bırakanı ile davalı arasında cereyan eden olaylar ve doğan husumet sebebi ile bu davanın açılıp yürütülmekte olduğu dosya kapsamından ve taraf vekillerinin iddia ve savunmalarından anlaşılmaktadır. Bilirkişilerin şu haliyle başkası için bir değer ifade etmeyeceğini, komşu taşınmaz maliki (davalı) için 50.000 liralık değer taşıyacağını bildirdikleri davacıya ait taşınmazın 18.12.1980 günlü dilekçede belirtildiği üzere davalıya 1.000.000 liraya satma teklifinde bulunması da davacının tutumunu açıkça ortaya koymaktadır.
Davalının kötüniyetli olduğu yolundaki mahkemenin kabulüne gelince zarar yarar dengesinin gözönünde tutulması ve davranışların da buna göre değerlendirilmesi zorunludur. İlerde tazminat alacağını bilse dahi kimseden, komşu taşınmazın küçük yararına karşılık büyük zarara rıza göstermesi istenemez. Durum bu olunca., davalının geçit yeri vermemekteki direnişi de kötüniyetli bir davranış biçiminde nitelendirilemez. Kaldı ki, davalıdan önce davacının iyiniyetli olup olmadığının ele alınıp incelenmesi icabeder.
Açıklanan kurallar ile Yasa'ya uygun gerektirici nedenler karşısında hukuki himayeden yoksun olan bu davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Usulün 2494 sayılı yasa ile değişik 438/son maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy