(743 S. K. m. 150) (2709 S. K. m. 138, 154)
Dava: Taraflar arasındaki şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Domaniç Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.3.1982 gün ve 1982/10 Esas, 1982/20 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Davacı koca, eşinin evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yapmadığını ve son olarak da eniştesine seni seviyorum demek suretiyle uygunsuz davranışta bulunduğunu ileri sürerek boşanmak istemiş, dilekçesinde özellikle dört sene süren evliliklerinden müşterek çocuk bulunmadığını, olması ihtimalinin de kalmadığını vurgulamıştır. Dosyadaki delillerden davacının bağımsız evi olmadığı anne, baba, iki erkek kardeş, evli ve çocuklu bir kız kardeşi ile birlikte oturdukları, evin bir bölümünde davacının amcasına tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarından biri bu amcanın karısı, diğeri ise davacının evli olan öteki kız kardeşinin kocası, yani eniştesidir. Taraflar yakınlığı bulunmayan davacı tanıklarından üçüncüsü olan Fatma K., iddia edilen olaylardan bilgisi olmadığını söylemiştir. Bu durumda, davacının yakınları bulunan bu iki tanığın sözleri önem kazanmaktadır. Amca karısı, davalının eşine ve evine bakmadığını söylemiş, enişte olan tanık ise bu konuda malumatı olmadığını kesin şekilde bildirmiştir. Öte yandan bu enişte bir gece yemeğe davet edildiklerinde kendisinin önden gittiğini, eşinin bilahare geleceğini belirttikten sonra, yanına gelen davalının yavaş bir sesle Enişte ben seni seviyorum dediğini bu durumu kocaya aktardığını ifade etmiştir. Şahit ilk önce bu olayın dava tarihinden kısa bir müddet evvel vuku bulduğunu bildirmesine rağmen, 12.3.1982 tarihli oturumda ve yüzleştirme sırasında hadisenin geçen yılın Ağustos ayında cereyan ettiğini açıklamıştır. Dava tarihine göre, belirtilen bu iki tarih arasında 4-5 ay gibi uzun bir zaman dilimi mevcuttur. Bu yönü ile de şahidin samimi olmadığı ve iddia edilen olayın hayatın olağan akışına ters düştüğü anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı kadının eniştesine seni seviyorum dediği yolundaki söylentinin davanın açılmasından sonra köyde duyulmuş olduğu kesinlik kazanmıştır. Şu hale göre iddia ispat edilmiş değildir. Hatta, davacının yakınları olan iki şahidin tutarsız beyanları davacıyı korumak amacına yönelik olduğu söz götürmez. Öyle ise davanın reddi gerekirken, boşanmaya karar verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Medeni Kanun'un 150/4. maddesi hükmünce hakim delilleri serbestçe takdir eder. Yargıtay kuşkusuz yasal görevi gereği bu konuda da denetleme hakkını haiz olup hakimin takdiri de fahiş hataya düşmesi veya takdirin objektif esaslarla bağdaşmaz bulunması halinde kararı bozar. Olayda hükme esas tutulan tanık sözleri mahiyeti itibarıyla hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi cereyan ettiği belirtilen yer ve tarih hakkındaki açıklamalar da olayın gerçekliğinin kabulüne engel olacak niteliktedir.
Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında Anayasa'nın 138. maddesinde Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler denilmiş olmasının, delillerin takdirine yukarıda değinilen biçimde müdahaleye olanak vermediği görüşü ileri sürülmüş ise de, çoğunluk, şu gerekçelerle bu görüşe katılmamıştır: Anayasanın 154. maddesi Yargıtay'ı Adliye Mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olarak görevlendirilmiş olup, hakimin takdir hakkının yukarıda açıklanan biçimde denetlenmesi Yargıtay'ın görevinin doğal sonucu olup Anayasanın 138. maddesi ile çelişir bir yönü bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, üçte ikiyi geçen oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy