(743 S. K. m. 614)
Dava: Taraflar arasındaki izale- i Şuyu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fatih 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.1.1983 gün ve 1982 /958, 1983/15 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.5.1983 gün ve 1983/3241-5751 sayılı ilâmıyla; (...Davacı, murislerinden intikal eden terekenin miras taksim sözleşmesi ile aralarında taksim olunduğunu ancak tereke tespit zaptında 32 nolu kayıtlı Pamukbank T.A.Ş. nin üzerinde 54 kuponu mevcut 653 sayılı bir adet kurucu hisse senedinin taksime dahil edilmediğini ve tereke tespit senedine göre davalı Ünsal Değirmen'e yediemin sıfatıyla bırakılıp halen onun yedinde kaldığını ve kabili taksim olmadığını bildirerek satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir. Davalı Ünsal Değirmen ise; hisse senedi kendine yediemin olarak teslim edilmiş ise de, tasfiye ile bu sıfatının sona erdiğini ve taşınmaz malların taksiminin de kendi hissesine düşen miktarın azlığı nedeniyle tarafına bırakıldığını ve malik olduğunun da yalnız kendi veraset beyannamesinde gösterildiğini ve aradan 7 sene geçmekle M.K. 614. ve 701. maddeleri gereğince lehine zamanaşımlı tahakkuk ettiğini savunmuş ve mahkemece savunmadaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ortaklığının giderilmesi istenilen Pamukbank T.A.Ş. nin 54 kuponla bir adet kurucu hisse senedinin tarafların murisinden kaldığı ve tereke tespitinde 32 sıra numarası ile tespitinin yapıldığı ve davalı Ünsal Değirmen'e yediemin olarak bırakıldığı 3.3.1975 tarihli tereke tespit zaptından ve taraf beyanlarından anlaşılmaktadır. İşbu hisse senedinin 15.5.1975 tarihli miras taksim mukavelesine ve 8.3.1975 tarihli liste ve protokole, 15.5.1975 tarihli ek protokole dahil olmadığı ve mirasçılar arasında taksim edilmediği anlaşılmaktadır. Taksime dahil olmayan ve murise aidiyeti sabit bulunan bir malın davalıya bırakıldığı ve onun bu mal üzerindeki yed'i eminlik sıfatının sona erdiği kabul edilemez. Bu bakımdan davacının dava konusu hisse senedinin maliki olduğu savunması yerinde değildir. M.K. 'nun 614. maddesinde yazılı hüküm terekenin tamamının mirasçılar arasında taksim edilmesinden sonra mirasçıların birbirine karşı olan mesuliyetini ve bu mesuliyetten mütevellit borçlardaki zaman aşımını belirtmektedir. Maddede açıklıkla, taksimde mirasçılardan her birine düşen mallardan ve alacaklardan bahsedilmesi bunu göstermektedir. Dava konusu hisse senedi taksime dahil olmadığına göre olayda M.K. 'nun 614. maddesinin uygulama olanağı yoktur. Hisse senedi davalı Ünsal Değirmen'e yediemin olarak tevdi edilmiş ve senet bu nedenle yedinde bulunmuş olmakla, malik sıfatıyla zilyetliği de söz konusu bulunmadığından, M.K.'nun. 701. maddesinin
de davalı lehine uygulanması mümkün değildir. Davalı yediemin olarak elinde bulundurduğu hisse senedini her zaman iade ile sorumludur. Mahkemenin red gerekçesi yerinde değildir. Hisse senedi 54 kuponlu olup yalnız 27 numaralı kuponun 61.000 lira temettü verdiği bildirilmektedir. Bu bakımdan bilirkişiye bir kıymet takdir ettirilerek muristen taraflara kalan hisse senedinin satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verilmek gerekir. Bu cihet göz önünde tutulmadan yazılı şekilde red kararı verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve HUMK. 'nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/2 maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu hisse senedinin 3.3.1975 tarihli tespit tutanağı ile davalı Ünsal'a yed'i emin olarak bırakıldığı, ancak yedieminlik sıfatının 10.3.1975 tarihli kararla kaldırıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle senedin davalıya yediemin olarak bırakıldığına ilişkin bozma ilâmındaki açıklama maddi vakıaya uygun değilse de diğer yönlerden mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulup davalının da delilleri toplandıktan sonra ihtiyaç iddiasının değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmek icap ederken, ekteki inceleme ile yetinilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden davalı Ünsal'ın Yedieminlik sıfatının devam etmekte olduğu hususunun kaldırılmak suretiyle BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy