(743 S. K. m. 658/son, 659) (4721 S. K. m. 733)
Dava: Yerel mahkemenin kararı, Yargıtay 6. HD'nce (...Davacı şufa konusu taşınmazda paydaş bulunduğuna ve diğer paydaş A.P'.nın payını 5.6.1980 tarihinde davalıya satması ile şufa hakkı doğduğuna davalının kendisine ve diğer paydaşlara bildirdiğine ve kendisinin de şufa hakkını kullanacağını ve ödenilen fiyat üzerinden devralacağını 17.9.1980 tarihli cevabi ihtarla bildirdiğini ve sans bedelinde muvazaa olduğunu ileri sürerek şufa hakkının tanınmasını istemiştir. Mahkemece, tarafların tapuya giderek muamele yapmadıkları ve davacının şufa hakkını kullandığını 17.9.1980 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar bir girişimde bulunmadığını ve acilen izaleyi şuyuu davası niteleneceği sırada bu davanın açıldığı ve bu suretle iyi niyetli bulunmadığı kabul olarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacının 17.9.1980 tarihli ihtarla şufa hakkını kullanacağını bildirmesi ile şufa hakkı kanunun tayin ettiği bir aylık süre içerisinde kullanılmıştır. Şufa iradesi karşı tarafa ulaşmakla şufa hakkının kullanıldığı ve ayrıca aynı süre içerisinde dava açma zorunluluğu bulunmadığını kabul etmek gerekir. Davacı şufa iradesini kullanmakla, kanunun tayin ettiği 10 yıllık süre içerisinde dava açmak hakkına sahiptir. Bu şekilde şufa hakkı kullanıldıktan sonra davalı ilk ihtarı kendisi keşide etmiş olmasına rağmen, davacıya takrir vermek üzere davet etmiş ve bu suretle davacının kanunun kendisine verdiği hakkı kullanmasından yalnız davacıya yöneltilecek bir kötü niyet de bulunmamıştır. Mahkemenin aksine vaki görüş ile davayı reddetmesi yerinde değildir. Yapılacak husus, şufa hakkı süresinde kullanıldığına göre bir karar vermekten ibarettir...) gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda:
Karar: Şufa hakkı kullanılmakla taraflar arasında derhal hukuksal ilişki doğar. Diğer taraftan şufa hakkının kullanılması herhangi bir şekle tabi de tutulmamıştır. Olayda satışın öğrenildiği tarihten itibaren bu hakkın bir aylık süre içerisinde kullanıldığının anlaşılmasına göre, HGK.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı direnme kararının BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verilmiştir.(743 S.K m. 658/son, 659) (4721 S.K m. 733)
Dava: Yerel mahkemenin kararı, Yargıtay 6. HD'nce (...Davacı şufa konusu taşınmazda paydaş bulunduğuna ve diğer paydaş A.P'.nın payını 5.6.1980 tarihinde davalıya satması ile şufa hakkı doğduğuna davalının kendisine ve diğer paydaşlara bildirdiğine ve kendisinin de şufa hakkını kullanacağını ve ödenilen fiyat üzerinden devralacağını 17.9.1980 tarihli cevabi ihtarla bildirdiğini ve sans bedelinde muvazaa olduğunu ileri sürerek şufa hakkının tanınmasını istemiştir. Mahkemece, tarafların tapuya giderek muamele yapmadıkları ve davacının şufa hakkını kullandığını 17.9.1980 tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar bir girişimde bulunmadığını ve acilen izaleyi şuyuu davası niteleneceği sırada bu davanın açıldığı ve bu suretle iyi niyetli bulunmadığı kabul olarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacının 17.9.1980 tarihli ihtarla şufa hakkını kullanacağını bildirmesi ile şufa hakkı kanunun tayin ettiği bir aylık süre içerisinde kullanılmıştır. Şufa iradesi karşı tarafa ulaşmakla şufa hakkının kullanıldığı ve ayrıca aynı süre içerisinde dava açma zorunluluğu bulunmadığını kabul etmek gerekir. Davacı şufa iradesini kullanmakla, kanunun tayin ettiği 10 yıllık süre içerisinde dava açmak hakkına sahiptir. Bu şekilde şufa hakkı kullanıldıktan sonra davalı ilk ihtarı kendisi keşide etmiş olmasına rağmen, davacıya takrir vermek üzere davet etmiş ve bu suretle davacının kanunun kendisine verdiği hakkı kullanmasından yalnız davacıya yöneltilecek bir kötü niyet de bulunmamıştır. Mahkemenin aksine vaki görüş ile davayı reddetmesi yerinde değildir. Yapılacak husus, şufa hakkı süresinde kullanıldığına göre bir karar vermekten ibarettir...) gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda:
Karar: Şufa hakkı kullanılmakla taraflar arasında derhal hukuksal ilişki doğar. Diğer taraftan şufa hakkının kullanılması herhangi bir şekle tabi de tutulmamıştır. Olayda satışın öğrenildiği tarihten itibaren bu hakkın bir aylık süre içerisinde kullanıldığının anlaşılmasına göre, HGK.'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı direnme kararının BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy