(743 S. K. m. 633, 931)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.12.1984 gün ve 1984/51-683 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
( ...Medeni Kanunun 931. maddesinde ifadesini bulan taşınmaz mal edinilmesinde asıl olan iyi niyetin korunulması ilkesi taşınmazı tapu sicilinden kayden iktisap edenler için söz konusudur. Diğer anlatımla kaydın tesisine esas alınan belgeye değil, tapu siciline güvenirlik, yasaca korunmaya lâyık görülmüştür. Bu husus üzerinde hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak biçimde devamlılık kazanmış yargısal uygulamalarda da aynen benimsenmiş temel bir usul kuralıdır.
Olayda davalılardan Fatma dava konusu taşınmazı, kayıt malikinden aldığı ve sahteliği kanıtlanmış bulunan mirasçılık belgesine dayanarak üzerine intikal ettirdikten sonra bu yeri tapuda diğer davalılar Aziz ve Mehmet'e vekilleri İbrahim eliyle satış suretiyle temlik etmiştir.
Davalılar Aziz ve Mehmet çekişme konusu taşınmazı kaydın bayileri Fatma adına intikaline esas alınan mirasçılık belgesine değil, bizatihi bu taşınmaz hakkında oluşmuş bulunan tapu siciline güvenerek iktisap etmişlerdir. Bu itibarla da kural olarak M.K.nun 931. maddesinin koruyuculuğu altındadırlar. Anılan davalıların salt çekişme konusu taşınmazı bayilerinin sahte verasetle üzerine intikalini sağladığı günde kayden edinmiş olmaları kendilerinin bu yeri iktisapta kötü niyetli olduklarının, kabulü için yeterli değildir. Yine dosya içeriğinden ve özellikle olayların doğal akışı içerisinde davalılar Aziz ve Mehmet'in bayileri ile iş ve elbirliği içerisinde bulundukları, bu yeri edinmede ayrıca kanıtlanmasına gerek duyulmayacak kadar açık biçimde iyi ya da kötü niyetli olarak kabul edilmelerine de olanak yoktur. Dava dilekçesinde de davalıların dava konusu taşınmazı edinmelerinde kötü niyetli oldukları ileri sürülmüştür. Hal böyle olunca, yerel mahkeme kararının davalılar Aziz ve Mehmet'in nizalı taşınmazı sicilden kayden iktisap ettikleri ve ikinci el oldukları gözetilerek bu konuda taraflardan iddiaları doğrultusunda delillerinin sorulması gösterdiklerinde toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gereğine işaretle bozulması gerekirken olayda M.K.nun 931.maddesinin uygulama yeri bulunmadığından söz edilerek ONANMASININ tamamen maddî yanılgıdan kaynaklandığı, bu kez yapılan inceleme sırasında anlaşıldığı cihetle karar düzeltme isteği yerindedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Özel daire davalılar Aziz ve Mehmet Torun'un ikinci el durumunda olduklarının M.K.nun 931. maddesinin koruyuculuğu altında bulunduklarını, bu nedenle davalıların kötü niyetli olup olmadıklarının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini belirtmek suretiyle kararı bozmuş, yerel mahkeme davalılar Mehmet ve Aziz'in ikinci el olmayıp, ilk el olduklarını gerekçe göstermek suretiyle ilk kararda direnmiştir.
Görülüyor ki, yerel mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, davalılar Mehmet ve Aziz'in ilk el mi, yoksa ikinci el mi olduğu konusunda toplanmaktadır.
Davalılardan Fatma Zehra, Fatih Nüfus Başmüdürlüğünden almış olduğu sahte nüfus kaydı ile açmış olduğu dava sonunda davacıların miras bırakanı Hüseyin Ziya'nın tek varisi olduğuna dair veraset belgesi almış, dava konusu taşınmazın üzerine intikalini sağlamış ve aynı gün vekili aracılığı ile taşınmazı diğer davalılara satmıştır. Bu durumda davalı Fatma Zehra'ya intikal veraset belgesine dayalı olarak mirasçılık hakkına istinaden yapılmıştır. Diğer bir ifade ile intikal bir akde dayanmamakta, yasa gereği oluşmaktadır. O halde davalılar Mehmet ve Aziz, diğer davalı Fatma Zehra'dan satım akdine dayanarak taşınmazı iktisap etmiş olmaları nedeniyle ilk el durumundadırlar ve bu nedenle de M.K.nun 931. maddesinden yararlanmaları söz konusu olamayacağından iyi veya kötü niyetli olup olmadıklarının araştırılmasına da gerek yoktur. Bu nedenle direnme kararı Usul ve Yasaya uygun olduğundan onanmalıdır.
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda yazılı nedenlerden dolayı direniş kararının ONANMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy