(2821 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 313, 322) (506 S. K. m. 7\1-2)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.4.1986 gün ve 1371 - 264 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 26.6.1986 gün ve 3648-3850 sayılı ilamıyla, ( ....Davada sonuç olarak 25.10.1983-5.11.1984 tarihleri arasında hizmet akdine dayanan çalışmaların tespiti istenmiştir.
Davacılardan Rüstem`in 25.10.1983 tarihli mukaveleye göre, davalı müteahhidin yaptırdığı binanın yağlı boya badana ve benzeri işlerini diğer davalılarla birlikte yaptıkları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akti ilişkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tüm davacı tanıkları; davacıların davalı müteahhidin inşaatında 1 yıl kadar işçi olarak çalıştıklarını, davalı şahidi Hüseyin ise, Rüstem`in mukavele yaparak işi götürü olarak aldığını söylemişlerdir. Davalı müteahhit tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna verilen 7.12.1984 tarihli işe giriş bildirgesinde Rüstem`in işe giriş tarihi 1.11.1984 olarak gösterilmiştir.
Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/6 Esas sayılı dosyasında, aradaki ilişkinin istisna akdi ilişkisi olduğunun kabulüne yeter delil, 25.10.1983 tarihli mukavelede ise, bu konuda açıklık bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, yapılan işin ve olayın tüm özellikleri göz önünde tutularak tarafların gerçek amaçlarını araştırmak ve hangi yolda ne gibi bir maksadın gerçekleştirilmek istendiğini saptamak gerekir.
Çalışan, Borçlar Kanununun 313. maddesinin öngördüğü çerçeve içinde ve "zaman ile bağımlılık" unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmakta ise, aradaki çalışma ilişkisi hizmet akdine dayanıyor demektir. Bununla birlikte sigortalı sayılabilmek için bunlardan ayrı olarak hizmet sözleşmesinin öngördüğü edimin işverene ait işyerinde görülmesi koşulunun da gerçekleşmiş bulunması gerekir. Davacıların muayyen bir zaman kesiti içinde davalıya bağımlı olarak Borçlar Kanununun 322. maddesi hükümleri içerisinde götürü usulle boya ve badana ve benzeri işleri işyerinde yaptıkları tanık ifadelerinden anlaşılmaktadır. İşveren işe giriş bildirgesi gönderdiği kişinin sigortalı olmadığını kural olarak ileri süremez. Aradaki ilişkinin istisna akdi ilişkisi olduğu her türlü şüpheden uzak kesin şekilde kanıtlanmadıkça, baskın olasılığın hizmet akdi ilişkisi olduğunun kabulü ve baskın olasılıktan da sigortalıların yararlandırılmaları gereği ortadadır.
Bu nedenler karşısında, davacıların, tüm tanık ifadeleri işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna Rüstem hakkındaki işe giriş bildirgesi verilmiş olması, aradaki ilişkinin istisna akti ilişkisi olduğuna dair yeterli delil bulunmaması, baskın olasılığın hizmet akdi ilişkisi olduğu zaman ve bağımlılık unsurlarının da gerçekleştiği, Bağ-Kur`da kayıtlı olmayıp Sosyal Sigortalar Kurumunda kayıtlı oldukları gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
1 - 25.10.1983 tarihli sözleşme ile davacılardan Rüstem, davalıya ait inşaatın boya ve badana işini yüklemiş ve diğer iki davacıyı da yanında çalıştırmıştır. Bu durumda, davacı Rüstem`in durumunun 506 sayılı Yasanın 87/2. maddesi kapsamına girdiğinin ve dolayısıyla davalı inşaat sahibi ile aralarındaki ilişkinin hizmet akdi niteliğinde olmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle, davacılardan Rüstem`e ilişkin direnme kararı, usul ve yasaya uygun olduğundan onanmalıdır.
2 - Diğer davacılar Hasbi ve İbrahim ile davalı arasında 506 sayılı yasanın 87/1. maddesi anlamında bir hukuki ilişki vardır. Bu hukuki ilişkinin doğal sonucu olarak da asıl işveren olan davalı yüklenici sorumludur. O halde bu iki davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, az yukarıda anılan hukuki ilişki göz ardı edilerek davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle :
1 - Davacılardan Rüstem hakkındaki direnme kararının ONANMASINA,
2 - Davacılar Hasbi ve İbrahim haklarındaki direnme kararının da BOZULMASINA, 15.4.1987 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy