(743S. K. m. 650)
Taraflar arasındaki temliken tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Nazilli Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.6.1983 gün ve 1980/468-1983/284 sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(...Medeni Yasanın 650. maddesinden kaynaklanan temlik isteme hakkı niteliği itibariyle kişisel bir haktır. Üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Özel parselasyon ise hukukça bir değer taşımadığından diğer paydaşların bunu kabule zorlanması olanaksızdır.
Kaldı ki bina yapılan yerde tüm tapu paydaşların mülkiyet hakkı vardır. Bu nedenle onların hakkını bertaraf edecek surette ve muvafakatleri alınmadan bir tefrik ve tescil yoluna gidilemez. İmarca sakınca olmadığının bildirilmesi halinde bile ifrazen ve temliken tescili kabil değildir. O halde daha bidayette dinlenme olanağı bulunmayan davadan dolayı ve Medeni Kanunun 650. maddesinin lafzına ve ruhuna tamamen ters düşer şekildeki bir kabul ile yazılı biçimde tescile hükmedilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Medeni Kanunun 650. maddesine göre temlik isteme hakkı kişisel bir hak olup, ancak hakkın doğumu sırasında taşınmazın maliki olan kişiye karşı ileri sürülebilirse de olayda tüm paydaşların itiraz şekilleri ve davanın kabulü halinde davacı ile aynı durumda bulunan diğer paydaşların paylarında ve yerlerinde aleyhlerine bir durum meydana gelmeyeceği dikkate alındığında, Usul ve Yasaya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacılar dava konusu taşınmaz mal davalıya ait iken özel parselasyon yaptığını, 200'er metrekarelik bölümleri tapu dışında kendilerini sattığını, davacılardan Ahmet Ballı'nın bina yaptığını ileriye sürüp, taşınmaz malda davalıya ait bir kısım payın iptali ile kendi adlarına tescilini istemişler, daha sonra da isteklerini iyi niyetle inşaat yaptırmış olmalarına dayandırmışlardır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma kararında da açıklandığı üzere, tapusuz olan taşınmaz malın 22.9.1971 günü kadastrosu kesinleşerek davalı adına tescil edilmiş 1973 yılından itibaren birçok kişiye pay satılmak suretiyle paylı hale gelmiştir. Davanın açıldığı 24.9.1980 gününde davalıdan başka 18 kişi daha pay sahibi durumundadır. Medeni Kanunun 650. maddesinden kaynaklanan temlik isteme hakkı niteliği itibarıyla kişisel bir haktır ve ancak hakkın doğumu anında taşınmaz malın maliki durumunda olan kişilere karşı dermeyan edilebilir. Daha sonra taşınmaz malı tapu siciline dayanarak üzerindekiler ile birlikte iktisap eden üçüncü kişilere karşı bu hak kullanılamaz. Nitekim bu kuralı bilen davacılar davalarını yalnızca ilk malik İbrahim'e karşı açmışlar ve pay istemişlerdir. Medeni Kanunun 650. maddesinin açık yazılışı inşaat sahibinin şartlar varsa ancak ve ancak inşaatın bulunduğu yeri isteyebileceğini göstermektedir. İnşaatın bulunduğu bölüm dışında inşaat sahibinin hiçbir hak istemesine olanak yoktur. Daha açık bir ifade ile taşınmaz malın bir bölümüne iyi niyetle inşaat yapan kişiye inşaat değeri zemin değerinden çok olması halinde taşınmazın bütününde pay vermek mümkün olamaz. O kişiye böylece taşınmaz malın her zerresinde, her santimetre karesinde tasarruf yetkisi tanınamaz. Tanınma bile, bu isteğin kabulü taşınmaz malın bütün maliklerinin haklarına etkili olacağından dava da husumetin bütün paydaşlara yöneltilmesi gerekir.
Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olduğunda kuşku olmayan ve eldeki davalara da bu sebeple uygulanmasında zarureti bulunan 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi davacılara pay verilmesine engeldir. Bu hüküm de aynen ... imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayırarak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz denmektedir. Bu fiil ayrıca aynı Kanunun 42. maddesinde cezai müeyyideye bağlanmıştır.
Bütün bunlardan başka davacı Ahmet Ballı'ya davalının tapu dışında senetle dahi olsa bir yer veya pay sattığı yönünde herhangi bir belge yahut başka delil de yoktur. Medeni Kanunun 650. maddesinin uygulanabilmesi için yapı sahibinin iyi niyetli olması gerekir. Bu yön de ispatlanmış değildir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy