(743 S. K. m. 894, 895, 897)
Dava: Taraflar arasındaki zilyetliğin korunması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çatalca Sulh Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.8.1983 gün ve 1983/246-412 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Davacıların, paydaşlardan Sabri Ekşinozlugil'in 1951 yılından beri elinde bulundurduğu yerin bundan kiralamak suretiyle zilyet oldukları hususu taraflar arasında tartışmasızdır. Kaldı ki, bu husus dosyadaki delillerle de sabittir. Uyuşmazlık paydaşlardan birinden kiralanmak suretiyle zilyet olunan bir taşınmaza pay çoğunluğuna sahip diğer paydaşların doğrudan doğruya girerek kiracının zilyetliğinin ihlal edilmesi halinde zilyedin mahkemeye başvurarak o kişilere karşı zilyetliğinin korunmasının ve taşınmazın kendisine teslimi suretiyle zilyetliğinin iadesini isteyip isteyemeyeceği konusundadır. Bu husustaki sorunun cevabını Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.5.1982 gün ve 1979/8-509 - 1982/482 sayılı kararında bulmak mümkündür. Her ne kadar o karara konu olay elimizdekinden farklı ise de, kararın gerekçesinde ayrıntıya girilmiş ve olayımıza uygun görüşler bilimsel kaynakları da işaretlenerek dile getirilmiştir. Bu kararda zilyetliğin tanımı yapıldıktan ve hukukî niteliği açıklandıktan sonra zilyetlik hukuken korunmuş eylemli bir durum olduğuna göre bu durumun bir hakka dayanıp dayanmaması önemli değildir. Bu bakımdan hukuk düzeni, zilyetlik adı verilen hukuk duruma, hakka dayanıp dayanmadığını nazara almaksızın bazı himaye olanakları sağlanmış, zilyetliğe bazı hukukî sonuçlar bağlanmıştır. Zilyetliğin hukukî fonksiyonlarından (etkilerinden) birisi de fiilî durumun başkaları tarafından keyfî olarak bozulmasını önlemektir. Çünkü (yukarıdan beri defaatle vurgulandığı veçhile) zilyetlik bir hakka dayanmasa da hiç kimse kendisinin hak sahibi olduğu iddiasıyla bu fiilî duruma son veremez. Hukuk düzeni böylece toplumun dirliğini ve esenliğini korumak istemiştir. Kendilerini haklı görenler bile (ayrık durumlar hariç) başkasının fiilî hakkaniyetine belli bir çerçeve içinde saygı göstermeye mecburdurlar. Kişilerin kendi haklarını kanun yolları dışında bizzat almaya kalkışmalarından doğacak sakıncalar bu suretle önlenmek istenmiştir. İşte Medenî Kanun bu düşüncelerle 894. ve 897. maddelerinde yer alan hükümleri ile zilyetlik olayını gasp ve tecavüz fiillerine karşı korumuş bulunmaktadır (MK.895). Zilyetlik davalarının en belirgin özelliği, davada hakkın tartışma konusu olmaması, öte yandan davayı kazanma veya kaybetmenin mevcut, ya da mevcut olabilecek hak üzerinde herhangi bir etkisinin olmayışıdır. Onun içindir ki bu tür davalarda hakim davacıdan, zilyetliğin nasıl bir hakka dayandığını soramaz. Öte yandan zilyetlik davasının hak sahibi olmayan zilyedin (gasıbın) dahi korunmasına yol açmasından fazla kaygı duymaya gerek yoktur. Zira mahkemenin bu husustaki kararı sadece eski zilyetlik durumunun yeniden kurulmasını sağlayacaktır; yoksa hakim gaspedilen malın davacıya iadesine veya tecavüze son verilmesine karar verirken davalının bu mal üzerinde bir hakkı bulunmadığını ve hele davaya dahil olmayan üçüncü kişilerin o şey üzerinde hakları olmadığını kabul etmiş olmamaktadır. O halde gasp ve tecavüzüne son verilen davalı varlığını iddia ettiği hakka dayanarak zilyedi her zaman dava edebilir ve hakkının bu yoldan sağlanmasını mümkün kılabilir. Çünkü, zilyetlik davaları sonunda verilen mahkeme kararları tamamen geçici bir etkiye sahip kararlardandır; özellikle bu davalarda mülkiyet sorunu (zilyetliğin arkasında bulunan hak yönünden mülkiyet uyuşmazlığı) çözümlenemediğinden verilen kararlar (mülkiyet yönünden) kesin hüküm teşkil etmezler; yani kesin hukukî gerçeği ifade etmezler...) denmiştir.
Görülüyor ki, zilyetliğin korunmasına ilişkin böyle bir davada asıl hak inceleme konusu yapılmayacak, zilyetliğin kimde olduğu ve tecavüze uğrayıp uğramadığı saptanarak sonucuna göre bir karar verilecektir. Mahkemece izlenecek yol basit ve üzerinde durulacak husus açıktır. Taşınmazın değeri ne olursa olsun yasa koyucunun bu kabil davalarda Sulh Hukuk Mahkemesini görevli kılmasının nedeni de budur. Paydaşlardan Sabri Ekşinozlugil ile diğer paydaşlar arasındaki uyuşmazlık 1951 yılında yapılan taksimin bozulmuş olup olmaması, davalıların dava konusu yerde kayden mülkiyet hakkına ve büyük paya sahip olmaları davamızda üzerinde durulacak hususlar değildir. Dava konusu yerde halen Sabri Ekşinozlugil kayden paydaştır. 1951 yılından beri de bu yeri elinde bulundurmakta ve kullanmakta iken davacılara kiraya vermiş, teslim etmiştir. Davacılar buna istinaden zilyet eden zilyetlikleri davalıların tecavüzüne uğramıştır. Davalılar, mülkiyet haklarına dayanarak Sabri Ekşinozlugil ve davacılar aleyhine açacakları ayrı bir dava ile lehlerine karar aldıkları takdirde yasal yoldan infaz ettirmek suretiyle davacıları bu yerden çıkarabilir ve taşınmazı ellerine geçirebilirler. Yoksa kendiliklerinden davacıların zilyetliğini ihlâl edemezler.
Kural olarak her dava, buna neden olan ve hukuksal durum göz önünde tutularak çözüme bağlanır. Bu itibarla dava devam ederken davacılarla, Sabri Ekşinozlugil arasındaki kira süresinin bitmiş olması davacılar aleyhine de sonuca gidilmesine neden teşkil etmez.
Şu halde; iddia doğrultusunda davanın kabulü gerekirken, bu davada inceleme konusu yapılmayacak olan davalıların savunmasına itibarla istemin reddine karar verilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresine temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere davanın zilyetliğin korunması davası olmasına göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı ile vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy