(743 S. K. m. 129, 134)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (.....) Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 8.12.1983 gün ve 230-506 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
(... Davacının tanıkları bulunan kardeşleri ve yengesi davalı kadının, kendi babaları ile zina ettiğini dava dilekçesinde zinaya dayanılmadığı halde, ağız birliği ederek bildirmişler fakat 15 yıldan beri yurt dışında bulunan davacı kardeşlerinin bir Alman kadını ile ilişkisini dile getirmemişler saklamaya çalışmışlardır. Buna karşı davalı tanıkları kocanın 12 yıldan beri bu Alman kadını ile yaşadığını yurda onunla birlikte gelerek Ankara'da tanıklardan biri olan kardeşinin evinde kaldıklarını, böylece davacının bu gelişlerde ancak 5-6 günü Bulancak'ta geriye kalan süreyi Ankara ve İstanbul'da geçirdiğini söylemişlerdir. Bir kısım tanıklar davacı kocanın sürekli olarak davalıyı boşanmaya zorladığı karşılığında Daire, para ve altın teklif edildiğini ve bu teklifin (bu yaz) demek suretiyle davanın açıldığı seneye ait olduğunu, davalının kabul etmemesi karşısında (ben senden nikahımı almasını bilirim) diyerek gittiğini ve arkadan bu ilişki iddiasının ortaya atıldığını boşanma davası açıldığını bildirmişlerdir.
Şu hale göre Alman kadını ile ilişki kuran kocanın bu sadakatsizliği açık ve seçik iken davacının kardeşleri olan tanıkları davalı kadını karalamada söz birliği ettikleri halde kocanın bu ilişkisini saklamaya çalışmaları onların kasıtlı olarak ifade verdiklerinin kanıtıdır. Kaldı ki davacı dahi dava dilekçesinde zinadan söz etmemiş ve bir nevi savunmaya göre iddiada bulunmak gibi kurnazlık yolunu seçmiştir.
Davacının anasının hasta yatağında davacıya (oğlum hacı babanızı neden lekeleyeceksiniz, mahallede bir başkasını bulsanıza) demesi üzerine davacının (ben şimdi gidip kimin yakasına yapışacağım) şeklindeki cevabı tanık Murat
'ın ifadesinden bellidir. Zira zinaya suç ortağı olabilecek bir kimseyi bulma zorluğu karşısında o tarihte ölü bulunan Hacı babayı alet etme kolaylığı ortadadır.
Öyle ise davacının, kardeşleri ile birleşerek, bütün yalvarmasına rağmen 15 yıldır Almanya'ya götürmediği karısını boşamak için başka bir yol bulamayınca bu zina iddiasını ortaya attıkları kuşkusuzdur. Eğer zina olayı gerçek olsa idi davacı koca eline geçen bu fırsatı kullanamaz da ona daire, altın ve para mı teklif ederdi. Zina eden bir kadına bu tarz bir teklifin yapılması hayatın olağan akışına uymadığı gibi mantıksal da değildir.
O halde bir tertipten ve çabadan ibaret zina iddiasının dışında davalının herhangi bir kusuru da ispatlanamadığına, aksine sadakatsiz tutumu ile ağır kusurlu bulunan kocanın dava hakkı bulunmadığına göre davanın reddedilmesi gerekirken, değerlendirmede yanılgı sonucu boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy