(743 S. K. m. 908)
Dava: Taraflar arasındaki "Ecrimisil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Eyüp Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.6.1984 gün ve 17 - 495 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31.10.1984 gün ve 5016 - 5150 sayılı ilamı:
(... Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirenden ecrimisil isteyemezler. Davacı taraf konuya ilişkin 26.11.1982 tarihli ihtarnamesinden önceki sürelerde açıkça intiflarının engellendiğini iddia ve de ispat etmiş değildir. O hade yalnız anılan tarihten dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil tespitiyle hüküm altına alınması gerekirken daha önceki sürelerin de hesaba katılması isabetsizdir.
Bundan ayrı sözkonusu taşınmazdaki fabrika binalarının davalı şirketçe yapılmış olduğu hususu taraflar arasında çekişmesiz bulunduğuna göre bu yerin sadece arsa niteliği gözetilerek ecrimisil takdir ve tayini gerekir.
Oysa hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda taşınmazın binalı haliyle ecrimisil tespiti yoluna gidilmiş ve tarafı vekillerinin bu raporu yönelik itirazları da nedeni açıklanmadan reddedilmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozulmuş ve davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine aynı dairenin 17.12.1985 gün ve 6595 - 8036 sayılı ilamı ilede ;
(... 1 - Davacı Ziraat Bankasına borçlu olan ahmet Fatih Erişirgilin satış dosyasındaki tapu kaydına göre 25 ada 12 parsel teşkil eden tarlada 1/4 payı bulunduğu ve bu pay üzerine Ziraat Bankası lehine ipotek konulduğu ve borçlunun bu hissesinin satışının sözkonusu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu dosyada yapılan satış sonunda borçlunun tarladaki 1/4 hissesinin Ziraat Bankasına ihale edildiği açıklanarak Eyüp İcra Memurluğunca Eyüp Tapu Sicil Muhafızlığına 26.3.1979 tarihinde satılan payın tescili için yazı yazıldığı anlaşılmaktadır.
Kıymet takdirine şikayet sonucu verilen Eyüp 1. İcra Tetkik Mercinin 28.2.1975 tarih ve 975/20 - 14 sayılı kararında binalarla birlikte
kıymet takdir edilmesinin müştekinin dava ve talep haklarına halel gelmiyeceği kabul edilerek şikayet reddedilmiş ve ihalenin fesih isteği üzerinede ve yine aynı tetkik merciinin 29.12.1977 tarihli kesinleşen kararında da taşınmaz üzerindeki binanın satışının yapılmamış olup ancak arazinin 1/4 hissesinin satılmış olduğu kabul edilerek ihalenin feshi isteği reddedilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda Ziraat Bankasının yapılan satış sonucu arsa üzerindeki fabrika binalarında bir hak iktisap etmediği ve fabrika binasını yapan paydaşların bu binaların tamamını işgalde kötü niyetli kabul edilemiyecekleri dikkate alındığında bu yönlere ilişen karar tashihi istemi yerinde görülmemiştir.
2 - Davacı Ziraat Bankası İcra Memiurluğunca yapılan ihale sonucu 25 ada 12 parsel üzerindeki fabrikadan arsa ile birlikte 1/4 pay satın aldığını ileri sürerek bu pay için ecrimisil istediğine ve satış dosyasındaki tapu kaydına icra tetkik mercii kararına göre fabrika binaları ile borçlu Ahmet Fatih Erişirgilin bir alakası bulunmadığı ve bunun fabrikada paydaş olmadığı kesinlikle anlaşılmasına ve fabrika binalarını yaptıran davalının davacının fabrika binalarından yararlanmasına karşı koyacağı açık ve seçik bir durum arzettiğinden bu hallerden intifadan men koşulunun varlığının kabulü hayatın olağan akışına uygun bulunduğundan buna ilişkin karar düzeltme isteği yerinde görülmüştür.
Dava konusu taşınmazdaki fabrika binaları davalı şirketçe yapılmış olduğundan bu yerin sadece arsa niteliği gözetilerek ecribisil takdir ve tayini gerekir.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda taşınmazın binalı hali ile ecrimisil tespiti yoluna gidilmiş ve taraf vekillerinin bu rapora yönelik itirazlarında nedeni açıklanmadan reddedilmiştir, hükmün yalnız bu sebeple bozulması gerekirdi...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle muhtesatın davalı tarafından yapılmış bulunduğunun tartışmasız olmasına davalının iyi niyetli olup intifadan men keyfiyetinin gerçekleşmemiş bulunmasına bu durum karşısında mülkiyeti iktisap yönü üzerinde durmaya da gerek görülmemesine göre, Hukuk genel kuruluncada beniksenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nednelerden dolayı 12.6.1987 gününde BOZULMASINA, salt çoğunlukla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmaz mal Ahmet Fatih Erişirgil ve ortağı adına tapu sicilinde müşterek mülk olarak kayıtlı iken Ahmet Fatih Erişirgil payı borcundan dolayı haciz edilmiş Kazan fabrikası ve müştemilatı olarak ihale yolu ile satılmış, davacı banka 1976 yılında taşınmaz maldaki 1/4 payını bu suretle iktisap etmiştir. Davalı şirket ise taşınmaz malda paydaş değilken ve bu icra satışından önce taşınmaz mal üzerindeki fabrika binalarını yaptığını iddia etmektedir.
Davacı Mayıs 1979 ile 1982 yılı sonuna kadar geçen dönem için ecrimisil tazminatı istemiş, davalı davacının intifaden men edilmediğini, binaların kendilerine ait olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.
Taşınmaz malın tamamı fabrika olarak davalı şirket tarafından kullanıldığına göre davacının intifadan men edildiğini kabul etmek gerektiği yönünde Yüksek Genel Kurulda ittifak hasıl olmuştur.
Kurulda farklı görüş davalı şirketin M.K. 908. maddesinde gösterilen kötü niyetli zilyet olup olmadığı noktası ile davacının mülkiyet hakkının kapsamında toplanmıştır.
Davalı şirket 3/4 pay Hasan'a ait iken bu payı 1979 yılında iktisap etmiştir. Paylı taşınmaz malın tamamını elinde tutan ve diğer paydaşın kullanmasına imkân tanımayan davalının kötü niyetli olduğu açıkça ortadadır. Tapu siciline karşı iyi niyet iddiasının dinlenmesi mümkün değildir. Kaldı ki taşınmaz mal üzerine bina yapımı esaslı tasarruflardandır. M.K. 625. maddesi uyarınca ittifak hasıl olmadan bina yapan seçik veya halefi iyi niyet iddiasında bulunamaz. Her halukârda davalı şirketin davacının iktisabından önce dahi iyi niyetli kabulü mümkün değildir.
Davacının mülkiyet hakkının kapsamına ve buna bağlı olarak isteyebileceği tazminata gelince:
M.K. 619 ve 644. maddeleri uyarınca taşınmaz mülkiyetinin malike bahsettiği haklar taşınmaz mal üzerinde mütemmim cüzleri de kapsar. Yine aynı kanunun 621. maddesi uyarınca (bir şeye ait yapılacak temliki tasarruflara da o şeyin istisna olunmayan teferruatı dahil olur). Davacının iktisap ettiği payı ilişkin icra takibine ait 1974 yılında yapılan kıymet takdir işleminde taşınmaz mal üzerinde söz konusu fabrika binalarının bulunduğu açıklanmıştır. Bu binalar mütemim cüz niteliğindedir. Satım ile ve arza bağlı olarak davacı, binaların da paydaşı olmuştur.
Hatta ve hatta tapu sicilinde fabrika niteliğinde kayıtlı taşınmaz mal üzerindeki binaların içerisinde olan ve teferruat niteliğinde bulunan fabrika makinalarının satımdan istisna edildiği satış şartnamesinde açıklanmadığına göre, davacı onlarda bile 1/4 mülkiyet hakkı kazanmıştır. Şu halde davacı taşınmaz maldan fabrika olarak yararlanamamasından kaynaklanan tazminatı davalıdan isteyebilir. Taşınmaz mal fabrika halinde iken pay iktisap eden davacıya karşı, daha sonra pay satın alan davalının ileriye sürebileceği hiçbir aynı veya şahsi hakkı yoktur. Mahkemenin direnme kararı doğrudur. Tazminat miktarının incelenmesi için dosya 3. Hukuk Dairesi'ne gönderilmelidir.
KARŞI OY YAZISI
12 sayılı taşınmazın 1/4 hissesi üzerindeki fabrika binası ve müştemilatı ile birlikte icra memurluğu tarafından satışa çıkarılmış, bu şekli ile Ziraat Bankası satışa iştirak etmiş, satış almış Mayıs 1979 tarihinde de 1/4 hisse banka adına tapuya tescil yapmıştır. Onun içindir ki, bu taşınmaz ve üzerindeki müştemilatının 1/4 hissesinin maliki olduğunun kabulü gerekir, davalı tarafın kötü niyetli olduğu dosya kapsamıyla açıkça bellidir. İntifadan men de mevcuttur. Bu şekliyle davacı banka ecrimisil istemeye hakkı vardır. Yerel mahkemenin kararı doğrudur. Bu nedenle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy