(1475 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.11.1984 gün ve 1981/315-1984/709 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 9.4.1985 gün ve 287-3157 sayılı ilamı ile;
(...Davacı, davalı kooperatifte hizmet aktiyle avukat ve hukuk müşavirliğinde çalışmıştır. Davalı, davacıyı işyeri daimi kadro personel yönetmeliğinin 62. maddesinin birliklerle kooperatiflerin ve bunlara bağlı teşekküllerin idare ve işletme daimi kadrolarında çalışan personelin inzibati veya cezai bir muamelenin tatbikini istilzam edecek sarih ve sabit bir hal ve hareketi tespit edilmemekle beraber, görevine devam ettirilmesinde herhangi bir sebeple mahzur mülahaza edildiği takdirde, bu personelin tayinindeki usul dairesinde görevi değiştirilebilir.
Bu şekilde personel hakkında tatbik edilecek mecburi tahvil kararına personel itiraz edemez. Ve naklen tayin edildiği görevine gitmeyenler istifa etmiş sayılırlar... hükmüne dayanarak İzmir`deki görevinden alınarak Ezine`ye verilmiştir. Dosya münderecatından, davalının personel yönetmeliği hükmüne göre davacının görevinin değiştirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda davacının İş Kanununun 16/11. maddesi hükmüne dayanarak iş akdini bozma hakkının doğduğundan söz edilemez. Yönetmeliğin bu hükmünün, İş Kanununun 16/e bendindeki (sözleşmelere bu fıkradaki haller hakkında başka türlü kayıt konmamak şartı ile) şeklindeki hükmü karşısında da geçersiz olduğu ileri sürülemez. Böyle olunca davacı iş aktini bozmakta haklı sayılamayacağından kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekirken hüküm altına alınmış olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.10.1986 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy