(1475 S.K. m. 13)
Dava : Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 4. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.2.1986 gün ve 808-125 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 8.4.1986 gün ve 2482- 3842 sayılı ilamı ile; (... Davacının iş akti işveren tarafından 1475 sayılı İş Kanu'nun 13'üncü maddesine göre ihbar ve kıdem tazminatı ödemek suretiyle 4.1.1985 tarihinde feshedilmiştir. Davacı yürürlüğü fesih tarihinden önceye, imzalanması fesih tarihinden sonraya ait olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmak isteği ile bu davayı açmıştır.
Mahkeme Medeni Kanun'un 2 nci maddesinden ve 8 haftalık ihbar öneli içinde kalan haklardan söz ederek isteği kabul etmiştir.
Davacının yararlanmak istediği toplu iş sözleşmesi 22.3.1985 tarihinde imzalanmıştır. Yürürlüğü 1.9.1984 - 31.8.1986 tarihleri arasını kapsamaktadır. İş akti 4.1.l985 tarihinde feshedilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı toplu iş sözleşmesinin imzası tarihinde çalışmadığı ve fesih sebebi geçici 1. maddede öngörülen hallerden de bulunmadığı için bu toplu iş sözleşmesinden yararlanamaz. Fesih tarihi ile imza tarihi arasında 2 ay 18 günlük bir süre geçmiştir. İş Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre, tazminatları ödemek suretiyle işveren fesih hakkına sahiptir. Gerçekten işyerinin bu yetkisini Medeni Kanun'un 2 nci maddesi çerçevesinde kullanması gerekir. Ancak sözü edilen süre davalının fesih hakkını iyi niyet kuralları çerçevesinde kullanmadığı neticesine vardıracak nitelikte değildir. Bu bakımdan kötüniyete dayanılmasında isabet olamaz. İmza tarihinde 8 haftalık ihbar öneli içinde kalmadığı belirgindir. Kaldı ki tazminatı ödemek suretiyle derhal fesihlerde ihbar öneli hizmet süresine eklenemez. Bu nedenle işçinin ihbar öneli içinde gerçekleşecek haklardan yararlandırılması da düşünülemez. böylece her yönden isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Karar : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5.6.1987 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy