(766 S. K. m. 32)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Rize Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.2.1986 gün ve 1984/300 E-1986/34 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine
(...Hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde yapılan incelemeden olayda müşterek mülkiyet üzere bulunan dava konusu taşınmazda payını satan paydaş yönünden davalı yararına 766 sayılı Yasanın 32/c maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiştir. Ne var ki çekişmeli taşınmazın tamamı davalı elindedir. Müşterek mülkiyette davacı paydaşın bu yerdeki payını satan paydaşı yasal temsil hakkı da yoktur. Hal böyle olunca mahkemece davacının payını satmadığı ve payından yararlanmasına engel olunduğu da gözetilerek pay oranında davanın kabulü gerekirken bozmanın genel esprisine aykırı düşecek biçimde değerlendirme yapılarak yazılı olduğu üzere davanın reddedilmesi isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı, tapu ile malik bulunduğu taşınmazın bir kısmına davalının haksız olarak elattığını belirterek müdahalesinin menine karar verilmesini istemiştir.
Tapu kaydında hissedar bulunan Futul hissesini davalı murisi 4.6.1927 tarihli senetle haricen satın alıp o tarihten bu yana tasarruf ve zilyetinde bulundurmaktadır. Tapulama faaliyetlerinin 1951 yılında başladığı, satış tarihi ile tapulamanın başladığı tarih arasında 10 yıldan fazla bir sürenin geçtiği açıktır. Davalı yararına 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/c maddesindeki koşulların oluştuğu yerel mahkeme ile Özel Dairece kabul edilmektedir. Şu halde davacının açtığı meni müdahale davasının hisseye vaki müdahalenin meni davası olarak nitelenmesi gerekir. Hal böyle olunca hissedar olan davacının payı kadar yeni tasarruf ve zilyetliğinde bulundurup bulundurulmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Mahkemece bu yön üzerinde durulup gereken araştırma ve inceleme yapılarak sonucu uyarınca karar verilmek gerekirken yazılı şekilde direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Direnme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMKnun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy