(743 S. K. m. 639) (766 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Enez Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 25.12.1985 gün ve 341-239 sayılı kararın incelenmesi davalı hazine temsilcisi istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 15.4.1986 gün ve 4055 - 4136 sayılı ilamı:
(... Dava konusu taşınmazlar davacı tarafın dayandığı vergi kaydına taşınmazlar revizyon görmüş ve vergi kaydında yazılı miktar kadar yer davacı ile müdahil adına tespit ve tescil edilmiştir. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 42. maddesine göre orman sınırı yönünden değişir sınırlı olan bu vergi kaydının muhtevası kayıtta yazılı miktara göre belirlenir.Kayıtta yazılı miktar kadar yer davacı ile müdahil adına tapuya tescil edildiğine göre doğuda bulunan ve orman olarak gösterilen yerlerin genişletilmek suretiyle kazanıldığı sonucuna varılır. Bu husus kanuni bir karinedir. Dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasının kapsamı dışında kalmış olması açıklanan kuralı değiştirmez. O itibarla doğuda bulunan dava taşınmazların ormandan açılan yerler olduğunu kabul etmek gerekir. Orman toprağının zamanaşımı ve zilyedlik yoluyla da kazanılması mümkün değildir. Bu nedenlerle davacının ve müdahilin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince 16.12.1987 gününde BOZULMASINA, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Tapulama (Kadastro) sırasında 187 parsel sayılı taşınmaz davacı tarafın dayandığı vergi kaydı yüzölçümü fazlası olarak Hazine adına tespit ve tapuya tescil edilmiştir. Davacılar, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına oluşturulan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Tespit ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edildiği günde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif ve uygulama, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, uzman bilirkişilerin gerekçeli raporları, toplanıp doğru olarak değerlendirilen diğer delillerle saptanmıştır. Vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Davacı tarafın dayandığı vergi kaydında ormanın sınır olarak gösterilmesi gerçek durumu yansıtmadığı takdirde davacı taraf aleyhine yorumlanamaz. Eylemli durumla doğrulanmayan vergi kaydında yazılı sınırlar vergi kaydı yükümlüsünü bağlamaz. Diğer yandan, Orman Kadastrosna tabi tutulan yerlerde bir taşınmazın orman olup olmadığı kesinleşen orman tahdit harita ve tutanağının yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi aracılığı ile uygulanması yolu saptanması gerekir. Dairelerin uygulamaları bu ilke doğrultusundadır. Öbür taraftan, nizalı taşınmazın kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamı dışında kaldığı ve eski tarım toprağı olduğu mahkemece yapılan keşif ve uygulama, uzman ve teknik bilirkişilerin gerekçeli raporları ile belirlenmiştir. Bu durumda, taşınmazın orman olduğundan söz edilemez. Kaldı ki taşınmazın doğusunda orman değil, çalılığın varlığı tespit edilmiş ve bu nedenle de bu kesim tapulama dışı bırakılmıştır. Bu hal dahi dava konusu taşınmazın öncesinin orman olmadığını açıkça göstermektedir. Saniyen 6831 sayılı yasanın 1. maddesi değiştirilmiş, 3402 sayılı Kadastro Kanunu ile 766 sayılı Tapulama Kanununu yürürlükten kaldırılmış, sözü edilen yasanın geçici 4. maddesinde anılan yasa hükümlerinin derdest davalarda da uygulanacağı kuralı getirilmiştir. Sözü edilen yasanın 14. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmesi halinde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, çalılık ve delicelik gibi yerlerin ihya yoluyla iktisabına olanak sağlanmıştır. Nizalı taşınmazın öncesinin çalılık olduğunu kabulü halinde 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddelerinde yazılı koşullar davacı taraf yararına gerçekleşmiştir. Taşınmazın yüzölçümü itibarıyla da orman olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.
Sonuç: Mahkemece tespit olunan olgu ve bulgulara göre; Medeni Kanunun 639. hüküm gününde yürürlükte bulunan Tapulama Yasası'nın 33 ve derdest davalarda uygulanması gereken 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerinde yazılı koşullar davacı taraf yararına gerçekleştiğinden direnmeye ilişkin hükmün onanması gerekir. Bu nedenlerle çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne katılmak mümkün değildir.
Full & Egal Universal Law Academy