(743 S. K. m. 618)
Dava: Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tokat Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.9.1986 gün ve 342-539 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
( ...Davacı, 20 yıldan beri zilyetliğinde bulunan taşınmazına davalının elattığından bahisle önlenmesini istemiş ve davalı ise taşınmazın öncesinin eşi Şakire ile davacının ortak miras bırakanı Ali'ye ait olduğunu, yapılan taksim sonunda eşi Şakire'ye kaldığını ve kendisinin eşi adına taşınmazın tasarruf eylediğinden bahisle istemin reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece taşınmazın davacı tarafından davalıya satıldığı kabul olunarak davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten, yerinde dinlenen bilirkişi ve taraf tanıkları krokide A harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün davacıya sağlığında muris Ali tarafından hibe edildiğini aynı krokide B harfiyle gösterilen kısmın da davacı tarafından açıldığını ifade eylemişlerdir. Şu suretle davacı uyuşmazlığa konu teşkil eyleyen taşınmazda zilyetliğin varlığını ve nedenini ispat etmiş bulunmaktadır. Davalı taşınmazın taksimen eşi Şakire'ye kaldığı savunmasında bulunmuş ancak bu yön ispatlanamamıştır. Davalı taşınmazın kendisine davacı tarafından satılmış olduğu yolunda herhangi bir savunmada bulunmadığı halde ilgilisinin ileri sürmediği bir savunma şekli mahkemece kabul edilip taşınmazın davacı tarafından davalıya satılmış olduğu sonucunun çıkarılması Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Kamu düzeni ile ilgili olmadığı sürece mahkemeler tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı kalmak zorundadır. Bu itibarla değinilen yönler nazara alınmak ve deliller o dairede takdir olunup sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere delillerin iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilmesinin zorunlu bulunmasına göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA istek halinde peşin harcının geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy