(5521 S. K. m. 1) (1475 S. K. m. 17) (2822 S. K. m. 6, 66)
Dava: Taraflar arasındaki "ihtarın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.12.1987 gün ve 1986/742- 1987/144 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.4.1987 gün ve 3828-4003 sayılı ilamı: (...Toplu İş Sözleşmesinin ihtiva edeceği ve etmeyeceği hükümler 2822 sayılı TİS Grev ve Lokavt Kanununda düzenlenmiştir. Borçlar Kanununun 19. maddesine göre Kanunun açık buyurucu hükmüne aykırı olmayan sözleşme hükümleri taraflar için uyulması zorunlu bağlayıcı objektif hukuk kurallarıdır. Bunlar arasında yer alan disiplin kurallarına taraflar uymak zorundadırlar. Disiplin kurallarına aykırı davranışlardan hangilerinin ne gibi disiplin cezalarını gerektireceği ve bu cezaların nasıl ve kim tarafından verilip uygulanacağı Toplu İş Sözleşmesiyle düzenlenebilirler. Herhangi bir disiplin cezasına maruz kalan işçi gerek fiil bakımından ve gerekse ceza bakımından verilen cezanın Toplu İş Sözleşmesi düzenlenmesine aykırı olduğu ileri sürerek yargı mercii önünde dava açıp bu cezanın sözleşmeye uygun olmadığının tespitini ve iptalini isteyebilir.
Öncelikle böyle bir uyuşmazlık hem 5521 sayılı Kanunun 1. maddesine ve hem de 2822 sayılı Kanunun 66. maddesine uygundur. 2822 sayılı Kanunun 6. maddesindeki hükümlere göre hizmet aktinde düzenlenmeyen hususlarda Toplu İş Sözleşmesindeki hükümler uygulanacağı gibi bu sözleşmeler hukuki dayanağını aynı Kanundan aldığına göre uyuşmazlık bu yönü ile de bu kanunun uygulamasından doğan bir uyuşmazlık niteliği taşımaktadır ki, bunun da 66. madde uyarınca İş Mahkemesinde çözümlenmesi gerekir. Mahkemenin değişik düşünce ile davayı red etmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Davanın konusu toplu iş sözleşmesinde öngörülen disiplin cezasını gerektirir fiilin işlenmediği iddasıyla verilen ihtar cezasının geçersizliği ile iptaline karar verilmesi isteminden ibarettir. Mahkeme disiplin cezaları hizmet aktinin feshini gerektirmedikçe veya sair bir mali etkisi bulunmadıkça mahkemenin işveren yerine geçerek hüküm tesis edemeyeceği, eda davası açılacak yerde tespit davacı da açılmayacağı gerekçeleriyle davayı reddetmiş; karar Özel Dairece yukarda gösterilen gerekçelerle bozulmuş mahkeme önceki kararda direnmiştir.
Önce şu husus özellikle belirtilmelidir ik, işveren çalışma düzen ve disiplinin sağlanması amacıyla kuralları önceden belirlenmek koşuluyla çalıştırdığı işçisine disiplin cezası uygulayabilir. Toplu İş Sözleşmeleriyle uygulamada genellikle disiplin cezalarının nevi ve hangi hallerde verilebileceği kurallara bağlanmakta ve yetki de bu konuda oluşturulan disiplin kurullarına verilmektedir. Disiplin kurulları da neticeten idari nitelikte bir kuruluştur.
Disiplin cezalarının uygulanmasını gerektirir fiillerin ve bu cezaların işçilerin özlük hakları ile ilgili oldukları, onların gerek halen çalıştıkları işte gelişmelerini, parasal yönden ilerlemelerini, hatta çalışma özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak çalışmakta olduğu işi bırakıp başka bir işverenin işinde çalışma olanaklarına doğrudan doğruya etkili nitelik taşıdıkları tartışma konusu yapılmayacak kadar açık bir gerçektir.
Disiplin cezası işten çıkarma şeklinde belirmiş olduğu takdirde haksız fesih iddiasıyla açılacak eda davacı (ihbar, kıdem tazminatları gibi) sırasında uygulanan disiplin cezası yargısal denetime tabi olacaktır. Disiplin cezası işten çıkarma şeklinde değil de, olayda olduğu gibi ihtar veya daha başka bir şekilde belirmiş olursa durum ne olacaktır? Dava yolunun kapatılması halinde ihtardan itibaren yılların geçmesiyle işçi bu cezasının haksızlığını ispat olanaklarını yitirebilir. Diğer yandan ihtar cezasının adedinin artmasının daha ağır bir cezayı celbedeceği de toplu iş sözleşmesinde öngörülmüş olabilir. İşçinin her yönden özlük haklarını ilgilendiren bu konuda dava hakkının varlığını kabul etme temel haklardan olan hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Diğer taraftan eda davacı açılabilecek durumda tespit davası açılamayacağı yolundaki içtihadi kuralın da burada uygulama yeri bulunmamaktadır. Zira verilen geçersizliğine ve iptaline karar verilmesi isteği bizatihi eda niteliği taşımaktadır. Bir an için davanın eda niteliğini taşımadığının kabulü halinde de işçinin disiplin cezasına karşı gerek o cezanın karşı gerek o cezanın öngörülen koşulları itibariyle hakkaniyete aykırı olduğu ve gerekse o koşulların gerçekleşmediği iddialarıyla dava açılabileceğinin kabulü icabeder. Bu nedenlerle mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak icabederken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 23.10.1987 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy