(506 S. K. m. 80) (2004 S. K. m. 196) (6183 S. K. m. 52)
Dava: Taraflar arasındaki "İflas Masası Sıra Cetveline Kayıt" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ISPARTA Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.4.1987 gün ve 1985/1060-1987/232 sayılı kararın incelenmesi davacı Kurum Vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.12.1987 gün ve 1987/4250-7421 sayılı ilâmiyle; (...Davacı Kurumun davalı iflas masasına yazdırmak istediği ve iflas idaresinin sıra cetveline kabul etmediği, alacak, iflası açılan şirketin ödemediği sigorta prim borcuna ilişkin gecikme zammından kaynaklanmaktadır.
Sosyal Sigortalar Kurumunun sigorta primi alacakları ve bunun eklentisi olan gecikme zamları İİK.nun hükümleri dairesinde ve icra memuru vasıtasıyla tahsil olunur. Gerçekten 6183 sayılı A.A.T.U. Kanununun 1. maddesinde belirtildiği üzere sadece devletin, İl Özel İdarelerinin ve Belediyelerin kamu hukukundan doğan alacaklarının takibi ve tahsili anılan yasa hükümlerine tâbi olup, Sosyal Sigortalar Kurumunun prim ve gecikme zammı alacaklarının tahsili 6183 sayılı yasanın kapsamı dışındadır.
Öte yandan 506 sayılı S.S. Kanununun 3203 sayılı yasa ile değişik, 80. maddesi sigorta prim alacaklarının ve gecikme zamlarının tahakkuk ve tahsili hususlarını düzenleyen 6183 sayılı yasanın bazı maddelerine ve sınırlı olarak atıflarda bulunmuştur. Anılan 80. maddenin 3. fıkrasında sigorta priminin ödeme süresinde ödenmemesi halinde uygulanacak gecikme zammının sadece oranı bakımından 6183 sayılı Kanunun gecikme zammını düzenleyen hükümlerine atıfta bulunulduğu gibi anılan maddenin 6. fıkrasında da 6183 Sayılı Kanunun 9 12, 21 ilâ 27 ve 36, 101,103. maddelerine yollama yapılmıştır, Atıfta bulunulan bu maddeler arasında kamu alacaklarına ilişkin gecikme zammının iflasın açıldığı tarihten itibaren uygulanamayacağını öngören 52. madde yer almamaktadır. Diğer bir deyişle 6183 sayılı yasanın 52. maddesinin Sosyal Sigorta primlerine ilişkin gecikme zammının uygulanacağı sürenin belirlenmesi hususunda uygulama yeri yoktur.
Öte yandan S.S.K.nun 80. maddesinde öngörülen gecikme zammı, sigorta priminin geç ödenmesinden ötürü husule gelen kurum zararının giderilmesine yönelik bir gecikme tazminatı niteliğinde olup, faiz değildir, (Mustafa Çenberci/Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Ankara 1977 sh, 637). Bu durumda iflasın açılması ile faizlerin müflise karşı kesileceğini öngören İİK.nun 196. maddesinin de gecikme zamları hakkında tatbiki mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.11.1985 gün ve 4200-10216 sayılı ve 30.3.1987 gün 7964-288 sayılı İçtihatları da bu doğrultudadır.
Şu hale göre davacı kurumun tahsil edemediği sigorta prim borçları nedeniyle müflis şirketten iflas tarihinden sonra da gecikme zammı istemeğe hakkı olduğu kabul edilerek buna göre bir hüküm kurulması gerekirken aksine düşüncelerle davanın reddi cihetine gidilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süre. sinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 25.10.1989 günü yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için, 1.11.1989 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy