(506 S. K. m. 80) (2004 S. K. m. 196)
Dava: Taraflar arasındaki "İflas Masası Sıra Cetveline Kayıt" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ANKARA Asliye 2. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.6.1986 gün 1986/264-650 sayılı kararın incelenmesi davacı Kurum vekilleri trafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.9.1987 gün ve 1986/11470 1987/8788 sayılı ilamıyle; (...Prim süresi içinde ve tam olarak ödenmez ise bu bölüme, 506 sayılı Kanunun 2422 sayılı Kanunla değiştirilen 80. maddenin ilk fıkrasında gösterilen sürenin bittiği tarihten başlayarak bir aylık süre için % 10 sonraki aylar bakımından % 3 gecikme zammı uygulanacaktır. Ancak, bu zam sadece prim alacağının esasına ait olup her halde bu zam asıl prim miktarını geçemiyecektir. Anılan maddenin 6. fıkrasında primlerin ödenmemiş kısmı için geçikme zammı ve faiz tahsil olunacağı belirtilmekle beraber, gecikme zammının asıl prim alacağı miktarına ulaşmasından itibaren, ödenmemiş kısım için bir yıl vadeli mevduat hakkındaki cari faiz oranının en yükseğinin uygulanacağına işaret edilmiştir. Diğer bir deyişle, primlerin zamanında ödenmeyen kısmından oluşan asıl alacak bölümüne, yasanın gösterdiği oranda gecikme zammı uygulanacaktır. Ancak, bu imkan asıl prim miktarıyla sınırlı olup, o değeri aşamıyacaktır. Yani % 100'e ulaşıldığı sürenin sonu olan günden itibaren ve başlayarak primlerin ödenmemiş kısmı için 2167 sayılı Kanunla değişik metin kapsamına giren devrede kanuni faizin % 5, 6.3.1981 tarih 2422 sayılı Kanun uygulanacak ise, Devlet Bankalarınca bir yıl vadeli mevduata verilen cari faiz oranının en yükseği nisbetinde faiz alınacaktır.
2167 sayılı Kanunun, 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ile ilgili maddesinin değişiklik gerekçesi konuya büsbütün açıklık getirmektedir.
Görülüyor ki, gecikme zammı ile temerrüt faizini aynı nitelikte saymak 80. maddenin açık hükmüne, gerekçesine, 506 sayılı Kanunun bu maddesinin tedvini amacına, bu deyimleri ayrı ayrı ve yanyana kullanan kanunun diger maddelerine ters düşmektedir. Mahkemenin aksine oluşan düşüncesinde isabet yoktur.
Olayda, prim alacağı, gecikme zammı, temerrüt faizinin hesabında yukarıda da belirtilen ölçüler içinde kalınması lazımdır.
Mahkeme gecikme zammının yalnız prim alacağının uygulanacağın ve tutarının asıl prim alacak miktarını geçmiyeceğini, gecikme zammının prim miktarının % 100'e ulaştığı sürenin sonundan itibaren primlerin ödenmeyen kısmı için doğuş tarihlerine göre 2167 sayılı Kanundan önceki yasa metnini ya da 2167 veya 2422 sayılı Kanunla getirilen değişiklikleri nazara alarak davacının istemekle haklı bulunduğu meblağı tespit etmeli ve ona hükmetmelidir.
İİK.nun 196. maddesine göre rehin ile temin edilmemiş alacakların faizleri iflasın açılmasıyla birlikte müflise karşı işlemez. Ancak, gecikme zammı faiz niteliğinde olmadığı için iflasın açılmasından sonra dahi talep tarihine kadar, yukarıdaki şartlar dairesinde oluşmuş gecikme zammı tutarının istenmesinde yasal engel yoktur.
O halde (İflas tarihinden sonra gecikme zammı yürütülemiyeceğine) dair gerekçede ve hüküm bülümünde isabet yoktur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı SSK. Vek. Av. Yasemin Kırmacıoğlu
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 25.10.1989 günü yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için, 1.11.1989 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy