(743 S. K. m. 268, 269, 369, 388)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Asliye 5. Hukuk mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 16.11.1987 gün ve 1987/293-522 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 4.10.1988 gün ve 1988/6695-10273 sayılı ilamı ile; (... Davacı vekili, hacir altındaki Gülseren B.'e vesayeten yapılmış olan pay temlikinde satışında Sulh Hukuk Mahkemesinden izin alınmış olmasına karşı, Asliye Hukuk mahkemesinin onayının sağlanamadığını bu yasal noksanlığın ise satışı yok hükmünde kıldığını ileri sürmüş 3/4 paya hasren iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde salt Medeni Kanunun 388-2. maddesi hükmü esas alınmış ve (... Asliye Hakiminin tasvip kararı olmadıkça, mahcura ait bir gayrimenkul satışının mümkün bulunmadığı, bu unsuru taşımayan satışın yoklukla illetli olduğu ) gerekçesine dayanılıp davanın kabulüne karar verilmiştir. Kuşkusuz gerçek anlamda vesayetin söz konusu olduğu hallerde değinilen gerekçe doğrudur ve yasaldır. Ne var ki, olayda Gülseren B. akıl hastalığından ötürü hacir altına alınınca, kendisine annesi Münevver B.'in vasi tayin edilmesi kararlaştırılmıştır. Bu durum karşısında Medeni Kanunun 369. maddesi hükmünün göz ardı edilemeyeceği açıktır. Başka bir deyişle uyuşmazlığın asıl çözüm maddesi, 369. madde olmak gerekir.
Bilindiği üzere, anılan maddenin son fıkrası (Reşit olan evlat hacredildikte, vesayet altına alınacak yerde asıl olan velayet altına konulmaktır.) şekliyle ifade edilmiş bulunmaktadır. Bu hükmün buyurucu nitelikte olduğu açıktır. Hal böyle olunca, vasi tayin kararı velayet altına konulma anlamında değerlendirilmelidir. Nitekim dosyaya örnekleri ibraz edilen Yargıtay özel Daire kararları da bu doğrultuda yorum getirmişlerdir. Esasen, mehaz madde (reşit çocuklar hacredildikçe vesayetin yerine kaideten velayet kaim olur.) şeklinde dilimize çevrilmiştir. (Dr. A.Egger. Medeni Kanunun şerhi, Volf Çernis Çevirisi Shf. 302 ) öte yandan Medeni Kanunun 268 ve 269. maddeleri ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi 27.1.1929 tarih 542 sayılı yorumunda Anılan maddelerinin açık hükmü karşısında velilerin, velayetleri altında bulunan küçüklere ait gayrimenkullerini satmak ve rehin etmek konularında önceden hakimden onatmak gibi bir işlemin gerekmediği öngörülmüştür.
Kaldı ki olayda satış işlemini gerçekleştiren annenin velayet hakkını kullanmaya ehil ve muktedir bir kimse bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra mahcure adına bankaya yatırılmış satış parasının annesi tarafından çekilerek tümü kızına ait olmak üzere yeni bir taşınmaz alımı için sarf edilmek istenildiği, yeni taşınmazın alımının da satış vaadi sözleşmesine bağlandığı saptanmıştır.
O halde yukarıda belirtilen ilke ve olgular ve özellikle Medeni Kanunun 369/son maddesi hükmü gözetilmek suretiyle davanın reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde iptali karar verilmesi isabetsizdir.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Medeni Kanunun 369/2. maddesinde reşit olan evlat hacredildikte, vesayet altına alınacak yerde asıl olan velayet altına konulmaktır denilmiştir. Olayda Maddi vakalar karşısında bu madde uyarınca velayet altına konulma söz konusu olmakla velayet hükümlerinin dikkate alınması ve dolayısıyla hakimin iznini öngören Medeni Kanunun 388. maddesinin uygulanmaması icabedeceğine göre mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05.04.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy