(818 S. K. m. 182)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.12.1986 gün ve 83-167 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.11.1987 gün ve 6970-6215 sayılı ilamı ile; (...Dosya kapsamından taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı tarafından davacıya verilen (2.000.000) ve (821.460) liralık bonoların davacılar tarafından davalı aleyhine takibe konulmasından sonra davalı tarafından önce aynı yer mahkemesinde 1985/155 esas sayılı dava ile menfi tespit davası açıldığı ve bilahare ödeme yapılmasından sonra da yine aynı ver mahkemesinde 1985/159 esas sayılı dava ile aynı takip için fazladan yapıldığı ileri sürülen (905.055.68) liranın istirdatı için dava açıldığı ve her iki davanın da davalı borçlu aleyhine sonuçlanarak, derecattan geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının eki olan gerek 1985/159 esas sayılı dava dosyası kapsamından gerekse 1985/155 esas sayılı davanın kararı ile ilgili Dairemizin 25.3.1986 gün ve 1986/690-1692 sayılı ilâm kapsamından bu davalarda taraflar arasındaki tüm ilişkinin değerlendirilmediği sadece takibe konulmuş 2 adet bono açısından inceleme yapılarak sonuca varıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Dairemizin 25.3.1986 gün ve 1986/690-1692 sayılı ilamında da bu hususa değinilmiş ve davacı tarafın esas ilişkiden dolayı bir hakkı mevcutsa bunu ayrıca bir dava konusu yapması gerektiği vurgulanmıştır.
Davacı taraf da bu tarihten sonra esas ilişkiye dayanarak davalı taraftan bakiye (3.013.642.85) lira alacaklı olduğunu ileri sürerek bu davayı açmış bulunduğuna göre, mahkemece protokol esas alınarak ve o tarihten sonra davalıya satılan ve teslim edilen mallara ilişkin belgeler ve davalı tarafından yapılan tüm ödemeler dikkate alınarak ve bu konuda uzman bir bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken hiçbir gerekçe gösterilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 1.11.1989 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy