(1086 S. K. m. 38) (743 S. K. m. 618)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alucra Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 9.10.1987 gün ve 237/131 sayılı kararın incelenmesi davacı vekilleri tarafından istenilmessi üzerine,
(... Dava, Akyatak adıyla anılan yaylaya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı Boyluca (Zun) köyü vakfiye ve fermana, davalı Çakmak (Zıhar) ve İngölü (Gelvaris) Köyleri ise ferman, şer'i ilam ve toprak komisyonunun 5.4.1978 gün ve 1 numaralı tahsis kararına dayanmışlardır. Hicri 21 safer 907 tarihli vakfiyenin Akyatak yaylasının belli bir kesimini, 5.4.1978 gün 1 sayılı tahsis kararının ise mezkür yaylanın tamamını kapsadığı, Çakmak ve İngölü Köylerinin bu yayladan eskiden beri yararlandıkları dosya münderecatı, mahallen yapılan keşif ve uygulama, bilirkişi ve tanık sözlerinden anlaşılmıştır.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtlı olduğu anlaşılan Hicri 21 safer 907 tarihli vakfiye, Sultan Selimi evvelin, Uzun ve Mismilun Köylerinde sınırlarını belirttiği taşınmazı, Şeyh Seyyit Mahmut Çağıran ve nesline, neslinin kesilmesi halinde fakir ve muhtaç kimselere vakfetmesine ilişkindir. Davacı vekili, davaya dayanak yapılan bu vakfiyenin müvekkili Boyluca Köyü Tüzelkişiliği ile ilgili olduğunu iddia etmiştir. Gerek kaldırılan 4753 sayılı Yasa'nın 8 ve aynı Yasa'nın 5618 sayılı yasa ile değişik 14 ve gerekse 1617 ve 1757 sayılı yasalar ile 3202 sayılı yasa uyarınca evvelce vakfedilen nizalı yerin vakıf olmaktan çıkarılarak davalılara verildiğine dair dosya da bir belge bulunmamaktadır. Vakıf menfaatı insanlara ait olmak üzere bir malın Allahın mülkü hükmünde daimi surette temlik ve temellükten hapis ve men eylemek ve vakfeden kimsenin arzu ettiği cihete sarf etmektedir. Olduğuna ve gayrimenkul halen vakıf bulunduğu gözönüne alınarak, bu bakımdan davacı vekiline bu vakfiye ile müvekkili Boyluca Köyünün ilgisini isbat olanağının sağlanması ve irtibatın kuvvetli delillerle saptanması halinde, davacı köyün dava ehliyetinin var olduğunun kabulü iktiza eder. Bu durumda, Akyatak Yaylasının söz konusu vakfiye kapsamında kalan kısmından Boyluca Köyünün, arta kalan kesiminden ise davalı Çakmak ve İngölü Köylerinin yararlanacağı gözönünde tutularak bir hüküm kurulması gerekir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca' da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 07.06.1989 günü yapılan birinci görüşmede üçte iki karar çoğunluğu sağlanamadığından, yapılan ikinci görüşmede salt çoğunlukla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy