(743 S. K. m. 295)
Dava: Taraflar arasındaki "babalık" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.3.1988 gün ve 352-158 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.11.1988 gün ve 8538-10621 sayılı ilâmiyle; (...Tarafların, davalıya ait evde, karı koca gibi yaşadıkları ve beraberliklerinin altı yıldır devam ettiği anlaşılmamıştır.
Toplanan delillerden davalının davacıya evlenme vaadinde bulunduğu sabit olmamıştır, Tarafların karı koca gibi, birlikte yaşamaları ve bu beraberliğin uzun sürmesi, evlenme vaadinin varlığı için yeterli değildir. Zira kadın ve erkek herhangi bir evlenme vaadi olmadan dahi beraberliklerini sürdürebilirler.
Bütün neticeleri ile babalığa hüküm verilebilmesi için, evlenme vaadinin varlığı her çeşit delil ile ispatlanabilir. Olayda toplanan deliller, evlenme vaadine yeterli değilken temyiz incelemesi sırasında bu yön gözden kaçmış ve kişisel bütün sonuçları ile babalığa ilişkin mahkeme kararı onanmıştır. Şu durumda karar düzeltme isteğinin kabulü ile onama kararının kaldırılması ve hükmün açıklanan sebeple bozulması uygun düşer...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Karar: 17.1.1986 doğumlu küçük H.'ın, tarafların karı koca gibi birlikte yaşamalarından dünyaya geldiği tartışma konusu değildir. Uyuşmazlık bu birlikte yaşamanın davalı erkeğin davacı kadına evlenme vaadinde bulunması nedeninden kaynaklanıp kaynaklanmadığı diğer bir anlatımla olayda, şahsî sonuçlarıyla veya tabii babalıktan hangisine karar vermek gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Tüm dosya içeriğinden ve özellikle tarafların medeni halleri, yaşları, davacı kadının davalıya ait işyerinde hizmetli olarak çalışırken davalıya ait evde uzun yıllar karı koca gibi birlikte yaşamaları ara sıra çıkan kırgınlıklara rağmen beraberliğin sürdürülmüş olması olguları karşısında bu beraberliğin davalı kocanın davacı kadına evlenme vaadinde bulunması nedeniyle sürdüğünün kabulü gerekir. Aksi görüşün benimsenmesinin ise hayatın olağan akışına aykırı düşeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mevcut kanıtları değerlendirerek davalı erkeğin evlenme vaadinin varlığını kabul suretiyle şahsi sonuçlarıyla babalığa hükmeden ve bu hükmünde de direnen yerel mahkeme kararı, usul ve Yasaya uygun olup, onanmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenle ONANMASINA, temyiz onama harcı peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına, 1.11.1989 gününde, oyçokluğuyla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy