(1086 S. K. m. 237, 74, 75)
Dava: Taraflar arasındaki "bakiye maddi tazminat alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Balıkesir Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.5.1987 gün ve 1986/738 E - 1987/334 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15.12.1987 gün ve 1987/7661-9219 sayılı ilâmı ile; (...Dava trafik kazasından doğma tazminat isteğine ilişkin olup bakiyesinin ödetilmesi için üçüncü defa açılanıdır. Davalı E. K.'nun kullandığı diğer davalı idareye ait araç davacının yakını F. S.'a çarparak ölümüne sebebiyet vermiştir. Ölenin karısı bulunan davacı, 15.1.1982 tarihinde açmış bulunduğu ilk davada fazlaya ait talebi saklı kalmak üzere gerek kendisi ve gerekse küçük çocukları için maddi ve manevi tazminat istemiş ve 15.11.1983 tarihinde açmış bulunduğu ikinci davada ise yine gerek kendisi ve gerekse küçük çocukları için uğramış bulundukları maddi zararın bakiyesinin ödetilmesini istemiştir. Sözü edilen ikinci dava açılırken daha fazlasını isteme hakkı saklı tutulmamıştır. Mahkemece bu iki dava ile idarenin açmış bulunduğu tazminat davası birleştirilerek ve bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda ölenin eşi ve çocukları yararına istekle bağlı kalınarak destekten yoksun kalma tazminatına da hükmedilmiştir. Davacı üçüncü defa açmış olduğu bu davada destekten yoksun kalmadan doğan bakiye zararının ödetilmesini istemektedir. Davalı E. K. cevap dilekçesinde diğer savunmaları yanında hakların sonsuza değin saklı tutulmak suretiyle dava üstüne dava açılmasının usule aykırı olduğunu bildirmiştir. Mahkemece birleştirilerek görülen dava sonunda verilmiş bulunan nihai kararda davacı eş U. S.'nın bakiye maddi tazminat alacak hakkının saklı tutulmuş olması karşısında bu davaya da bakılarak sonuçta 1.634.060 TL. nın da tahsiline karar verilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre alacaklı alacağının tümü hakkında dava açmak zorunda olmayıp fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kayıt ve şartıyla önce bir bölümü, sonra kalan bölümü talep edebilir (Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1.2.1984 gün 223/49 sayılı kararıyla 5.3.1986 gün 825/205 sayılı kararı.) İnceleme konusu olan bu işte davacının destekten yoksun kalma tazminatından önceki davada alınandan fazlasını isteyebilmesi açıkça fazlaya ilişkin kısmı için hakkın saklı tutulmuş olmasını gerektirir. Saklı tutulmaması ise fazlaya ilişkin kısmından zımmen feragat edildiği anlamını doğurabileceği gibi önceki dava kısmi dava değil, tam dava sayılır ve ilk dava ile alınan kesin hüküm aynı alacak hakkında ikinci bir dava açılmasını önler (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.3.1986 gün 797/299 sayılı kararı). Her ne kadar önceki dava sonunda verilen nihai kararda davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı tutulmuş ise de kendisinin bu konuda herhangi bir talebi yoktur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74 ve 75. maddeleri hükmü kârşısında Hâkimin davacının ileri sürmediği bir yönü hüküm yerinde göstermiş olması davâcı yararına bir hak doğurmaz. O halde davanın hemen reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenip sonuçta ödetme hükmü kurulmuş olması bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, 15.11.1983 günlü dava dilekçesinin davalılara tebliğ edilen örneklerinde davacı vekilinin imzalı ve el yazısı ile yazılı da olsa esas dilekçede mevcut (fazlaya ait talebimizin saklı tutulması) beyanının bulunmadığı açıklıkla anlaşıldığı cihetle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılardan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 15.11.1989 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy