(1086 S.K. m. 202, 236, 237, 284)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda (Altındağ Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi)nce davanın kabulüne dair verilen 19.1.1989 gün ve 485-12 sayılı kararın incelenmesi davallar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi'nin 23.3.1989 gün ve 2286-2659 sayılı ilâmiyle; (...1- Davalılardan Nihat ile İbrahim trafik olayına karışan motorlu taşıt aracının işleticisi oldukalarına göre, mahkemesinde kabulü gibi, haklarındaki davada uygulanacak zamanaşımı süresi iki yıl olup zararın dava açmağa yeterli ve belirgin biçimde meydana çıkması tarihinden itibaren işlemeğe başlayacağı tabidir. Olay 5.7.1983 gününde vukubulmuş ve davacının 6.12.1983 gününde salah kaydıyla tedavi gördüğü hastahaneden taburcu olduğu dosyadaki raporlarından anlaşılmaktadır. Taburcu olduğu tarihten sonra davacının uğradığı cismani zarardan dolayı gelişen bir durum varsa gelişmenin son bulduğu tarihte zarara ıttıla gerçekleşir ve zamanaşımı süresinin o tarihten başlaması icabeder. Yoksa bu yaralanmadan dolayı çalışma gücünün kaybının tespitine ilişkin rapor tarihi zamanaşımına başlangıç alınarak davalılar Nihat ve İbrahim'in zamanaşımı savunmasının reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Mahkemece yapılacak iş, dosyanın Adlî Tıb'ba gönderilerek yukarıdaki esaslar dairesinde alıncak rapora göre bir karar vermekten ibarettir.
2- Davacının makina mühendisi olduğu ve bu nedenle uğradığı cismani zarardan dolayı %16 nispetinde çalışma gücünü kaybettiği İstanbul Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 12.12.1989 günlü raporu ile tespit edildiği halde zarar hesabının, Ankara Üniversitesi Adlî Tıp Ana Bilim Dalı'nca niteliksiz işçi imişçesine tespit ettiği % 20,56 beden kaybı üzerinden hesap ettirilmiş bulunması bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yayrgılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalılar vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan beden gücü kaybından doğmuş tazminat isteğidir. Davalılardan Nihat ile İbrahim'in işleteni bulundukları otobüs, 5.7.1983 tarihinde davacının kullandığı otomobile çarparak yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Önceki kısmî davada sürücülerin kusur durumları ile davacının beden gücündeki kayıp oranı belirlendikten sonra hesaplanan tazminattan, istek gözönünde tutularak bir bölümünün tahsiline ilişkin karar Yargıtay'ca onanmakla kesinleşmiştir. Sonraki bu ek davada sözü edilen tazminatın geri kalan bölümünün ödetilmesi istenilmektedir. İşleten olan davalılar olay günüyle davanın açıldığı gün arasında iki yıldan fazla bir süre geçmiş olduğundan söz ederek zananaşımı def'inde bulunmuşlarsada mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar özel dairece yukarıya metni aynen alınan ilamıyla bozulmuş, ancak mahkeme önceki kararda direnmiştir.
Görülüyorki, mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık iki noktada toplanmaktadır. Bunlardan birincisi zamanaşımının beden gücü kaybını belirten raporun düzenlendiği tarihte mi, yoksa davavcının cismani zararında gelişen bir durum varsa bu gelişmenin son bulduğu günde mi başlıyacağında ve ikincisi beden gücündeki kayıp oranını değişik miktarlarda gösteren iki rapordan hangisinin hükme esas tutulacağındadır.
1- Davacı, olaydan sonra iki kez Trafik Hastanesi'ne yatarak tedavi görmüş ve iyileşmeyince Hacettepe Hastanesi'ne yatmıştır. Ancak, oraca yapılan tedavi de yetersiz kalınca 6.3.19854de Tıp Fakültesi Hastanesi'ne geçmiş ve tedavisine burada devam edilmiştir. Bu hastaneden çıkış tarihi 25.4.1985'dir. Gelerek Hacettepe Hastanesi'nce düzenlenen çıkış özeti başlıklı belge, gerekse Tıp Fakültesi Hastanesi'nce düzenlenen rapor ve dosya içeriğine göre davanın açıldığı günden iki yıl geriye gidildiğinde, 12.6.1984 tarihinden çok sonrasında bile devam etmektedir Bu durum anılan raporlardaki anlatımlarla açıkça belli olduğundan, belirgin biçimde ne zaman, özellikle 12.6.1984 tarihinden sonra ortaya çıkmış bulunduğunun ayrıca bilirkişi eliyle tespitine gerek kalmamaktadır. O halde mahkemenin zamanaşımına ilişkin direnme kararı anıları gerekçelerle ve sonucu bakımından doğrudur.
2-İkinci bozma nedenine gelince; davalılar vekili ek davada son cevabına ilişkin, 11.8.1986 günlü dilekçesinin 2. sahifesinde ve 3 numaralı bentte aynen ( bu davanın davacısıkn, beden gücünden 21,5 kaybetmiştir.) demek suretiyle ikrarda bulunmuştur. HUMK.nun 236. maddesi hükmüne göre bu ikrar muteberdir ve davalılar aleyhine delil teşkil eder. Öte yandan davalılar vekili davaya cevap dilekçesinde ve daha sonraki dilekçelerinde yalnız iki yöne itiraz etmiştir. Bunlardan biri kusur oranının isabetsizliğine ve diğeri zamanaşımı gerçekleştiğine dairdir. Diğer yönlere özellikle beden gücü kayıp oranına bir itiraz yoktur. Hal böyle iken 21.5.1987 günlü oturumda (Malüliyet raporunu da kabul etmiyoruz) demek suretiyle savunmasını genişletmiştir. Davacı uvekili aynı oturumda genişletilen savunmaya karşı çıktığına göre bu savunma uyarınca alınmış bulunan beden gücündeki kayıp oranına ilişkin sonraki raporun hükme esas tutulmasına aynı Kanunun 202. maddesi hükmü engeldir. Bundan başka, Hukuk Genel Kurulu'nun esas: 1980 /9-1664, karar: 1983/295 sayılı 25.3.1983 günlü ve aynı doğrultudaki diğer kararlarında belirtildiği gibi alacağın miktarı yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmuyorsa, kısmi davanın tespite ilişkin bölümü, ek dava için de kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm bulunan bir konuda ise mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme yapmasına hukuken olanak yoktur.
Davaya konu olan uyuşmazlıkta da aynı durum vardır. Tazminat alacağının bir bölümü kısmî davada beden gücü kaybı oranını % 21.56 olarak belirten rapora karşı bir itiraz ileri sürülmediği gibi hak kazanılan tazminatın miktarını gösteren bilirkişi raporuna da hesap biçimi ve miktarı yönünden itiraz edilmemiştir. O halde mahkemenin ikinci bozma nedenine karşı direnme kararı da doğrudur.
Yukarıda iki bentde gösterilen nedenler karşısında davalıların temyiz itirazları reddedilmeli ve hüküm onanmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, bakiye (180.219) lira temyiz ilâm harcının temyiz edenden alınmasına, 7.2.1990 gününde birinci bentte oybirliği ile , ikinci bentte oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy