(743 S. K. m. 634)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Devrek Asliye Hukuk mahkemesince davanın reddine (kabulüne) dair verilen 23.12.1986 gün ve 821-465 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 22.2.1988 gün ve 1192-1859 sayılı ilamı:
(... Davacılar, çaplı taşınmazlarına elatmanın önlenmesini istemişlerdir. Davalılarda karşılık davalarında harici satın alma savunmasında bulunmuşlardır. Mahkemece esas davanın kabulüne karşılık davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacıların murisi tarafından davalılara taşınmazın satışı için verilen vekaletname içeriğine göre, taşınmazın iştirak halinde mülkiyet durumunda bulunması olasıdır. Bu takdirde pay satışı geçersizdir. Müşterek mülkiyet üzere olması halinde ise harici satış geçerliliğini koruyacaktır. Diğer yandan harici satışın yapıldığı tarih ile tesbitin yapıldığı tarih arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi halinde ise dava tarihinde yürürlükte olan 766 sayılı Yasa'nın 32/c maddesi ile hükümden sonra yürürlüğe giren Kadastro Yasası'nın13/b maddesine göre davacıların tapusu hukuki geçerliliğini yetirir. O halde bu hususlar araştırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinip yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Esas dava, haricen satın almaya; karşılık dava ise çapa dayalı elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir. Davalar, birlikte yürütülmüştür.
Dava konusu taşınmazın, henüz tapusuz iken, 3.1.1955 tarihli senetle karşı davacılardan bir kısmının miras bırakanı tarafından, esas davanın davacılarının miras bırakanlarına satıldığı ve tapulamaca 11.9.1963 tarihinde harici satışa değer verilmeksizin bu yerin karşılık davacılar adına tesbit edildiği ve tesbitin 7.4.1966 tarihinde kesinleştiği tartışmasızdır.
Kural olarak; tapu iptale kadar geçerlidir. Temyize konu davanın, tesbit öncesi bir nedene dayalı olarak tutanakta belirtilen haklara karşı tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 1984 yılında açılması bir yana, tapu iptali istemine yönelik bir talep de mevcut değildir.
Tapu kaydı ile zilyetliğin ve harici satın almanın çalıştığı bu gibi hallerde, mülkiyet belgesi olan kayda üstünlük tanımak suretiyle çözüme ulaşılması gerekir.
Mahkemece de gerek harici satış senedinin gerek çapın kapsamında kaldığı uyuşmazlık konusu olmayan çekişmeli taşınmaz ile ilgili davalar hakkında bu temel kuralların göz önüne alınması suretiyle harici satın almaya dayalı asıl davanın reddedilerek, karşılık davanın kabul edilmesi doğrudur.
Bu itibarla Usul ve Yasa'ya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Davacılar (karşı davalılar)'ın temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy