(743 S. K. m. 623)
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 2.2.1989 gün ve 515-58 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 29.6.1989 gün ve 6516-8507 sayılı ilamı;
(... Kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış olan binanın bulunduğu dava konusu parsel müşterek mülkiyet üzere tapuda kayıtlıdır ve taraflar taşınmazın paydaşıdırlar. Davacı, dava konusu arsa üzerinde bulunan binanın 6 Nolu Dairesi'nin kendisine ait olduğunu ileri sürerek mülkiyetin tespitine karar verilmesin istemiştir. İsteğin açıklanan bu niteliğine göre, yanlar arasındaki uyuşmazlık mülkiyet hakkından kaynaklanmaktadır. Müşterek mülkiyet üzere bulunan taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasında 6 Nolu daire mülkiyetinin çekişme konusu olduğu, çekişmenin giderilmesi için açılması gereken mülkiyet davası nedeniyle davacıya önel verildiği Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bozma ilamında vurgulanmış ve ondan sonra temyize konu iş bu mülkiyetin tespiti davası açılmıştır. Ortaklığın giderilmesi davasının yürütülebilmesi için çekişmeli 6 Nolu daire mülkiyetin taraflardan hangisine ait olduğunun tespiti gerekir. Böylece davadaki istek edaya yönelik bulunduğundan dava açmakta davacının hukuki yararı vardır. Hal böyle olunca işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, isteğin yerel mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu red edilmesi isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı kat mülkiyeti kurulmasına konu olmaya elverişli nitelikte bulunan ve paylı mülkiyet üzere olan taşınmazda paydaştır.
14 Nolu parsel üzerinde inşa edilen binada yapı karşılığı kendisine tahsis edilen 3 Nolu dairede fiilen oturarak tasarrufta bulunmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, müşterek mülkiyet üzere kayıtlı taşınmazın, kat mülkiyetine dönüştürülmesinde davacının hukuki yararı olduğu duraksanmayacak biçimde açıktır.
Diğer bir paydaşın bu taşınmazla ilgili olarak 634 sayılı Kanun'un 10. maddesine dayanarak açtığı, kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin tahsisi suretiyle ortaklığın giderilmesi davası kabul ile sonuçlanmıştır. Ancak temyiz üzerine kabul kararı Yargıtay 6. Hukuk Dairesince (... Davalının bu yerde iki adet bağımsız bölümü bulunduğuna ilişkin savunması doğrultusunda kendisine, tahsisi çekişmeli daire ile ilgili uyuşmazlığın dava yoluyla çözümlenmesi için önel verilmesi...) gereğine işaretle bozulmuştur.
Ne var ki o davanın tarafları aradan 4 yıl geçmesine rağmen Yargıtay bozma kararı gereğini yerine getirerek, mahkemeye başvurarak bir dava açmamışlardır. Bu aşamada davacının yine mahkemeden aldığı yetkiye dayanarak taşınmazda kat mülkiyetine geçilebilmesi için zorunlu bulunan ihtilaflı bağımsız bölümün payı karşılığı hangi paydaşa tahsis edilmiş olduğunun belirlenmesi isteği ile temyize konu davayı açmada hukuki yararının bulunduğu aşikardır.
O itibarla, işin esasına girilerek taraf delillerin toplanması ve direnme kararında sözü edilen 1988/190 esas sayılı dava dosyası da getirtilip tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmiş olması doğru değildir.
O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy