(818 S. K. m. 60) (1479 S. K. m. 63, 70)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 24.9.1987 gün ve 1986/116 - 1987/110 sayılı kararın incelenmesi Davalı M.A. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 6.12.1988 gün ve 1988/6881 - 1988/6907 sayılı ilamıyla; (...Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 63. maddesi olup, bu tür davalar aynı Kanunun 70. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Diğer taraftan, zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği 9.9.1975 tarihinden, bu davanın açıldığı 8.12.1986 tarihine kadar arada, maddede öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş bulunduğu da açıktır. Öbür yandan, davalılardan M.A. yasal süresi içerisinde yöntemince zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
Bu durumda, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmak suretiyle davalı M.A. hakkındaki davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmek gerekirken, yazılı düşüncelerle kabulü yolunda hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı M.A. bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmesi ve hüküm sadece bu davalı yararına olmak üzere bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1 - Davacı Bağ-Kur tarafından açılan tazminat davasının kabulüne ilişkin ilk hükmü davalı M.G. temyiz etmemiştir. Bu durumda hüküm davalı M.G. yönünden kesinleşmiş bulunmaktadır. O halde, davalı M.G.'nin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2 - Davalı M.A. vekilinin temyizine gelince:
Hukuk Genel Kurulu'nun 14.9.1988 gün ve 1987/10-821 Esas, 1988/703 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere Bağ-Kur Kanununun 70. maddesinde Bağ-Kur'un açtığı rücuan tazminat davalarına ilişkin olarak belirlenen özel zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi B.K. M. 60/1 de yazılı "zararı doğuran eylemin meydana geldiği tarih..."dir. Bu itibarla H.G.K.nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı M.G.'nin temyiz dilekçesinin (Reddine) oybirliği ile, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı M.A.'nın vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince oyçokluğuyla BOZULMASINA, 24.10.1990 tarihinde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy