(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fethiye Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.12.1987 gün ve 1980/640-1987/493 sayılı kararın incelenmesi Davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 24.4.1989 gün ve 1988/5839-1989/6058 sayılı ilâmı;
(... Davacı tarafın dayanağını oluşturan vergi kaydının batı sınırı mera okumaktadır. Mera sınırı değişebilir nitelikte olup, zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Keşif yerinde dinlenen bilirkişiler batıda mera olmadığını belirtmiş iseler de, batı sınırını oluşturan arazinin niteliğini kesin olarak açıklamamışlardır. Öte yandan taşınmazın batısında bulunan 578 sayılı parsele ilişkin tutanak sureti ve dayanağı getirtilmemiş, bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiştir. Hal böyle olunca 578 sayılı parsele ilişkin tutanak suretleri ve dayanakları getirtilmeli, taşınmazın batısında eylemli olarak mera olup olmadığı kesin olarak saptanmalı, eylemli olarak mera bulunmadığı takdirde batı yönünde bulunan arazinin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi uyarınca zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığı soruşturulmalı, bu konuda ormancı bilirkişiden de düşünce alınmak ve deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacılar, tapulamaca vergi kaydı miktar fazlası olarak ayrılıp mera olarak sınırlandırılan dava konusu 949, 948 parsel sayılı taşınmazların, adlarına tespit edilen 585, 586, 597 parsellerle revizyon gören 186 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek, bu yerle ait sınırlandırılmaların iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davacıların iddialarına dayanak yaptığı 186 tahrir numaralı vergi kaydı batı sınırında okuduğu mera itibariyle genişletilmeye elverişli ve değişebilir nitelikte olduğu cihetle kural olarak kapsamı miktarı ile geçerlidir. Uyuşmazlığın niteliği gereği olayda dayanak vergi kaydının yerel bilirkişi aracılığı ile uygulanıp kapsamının belirlenmesi zorunludur. Hükme esas alınan krokinin tetkikinde, dava konusu taşınmazların güneyinde bulunan 598 parselin tapulama sırasında 587 parsele uygulanan dayanağı kaydın miktar fazlası kabul edilip yine mera olarak sınırlandırıldığı anlaşılmıştır. Keza, çekişmeli parsellerin batısında bulunan 584 parselin tespitine esas alınan cinsi palamutlu tarla olarak gösterilen tapu kaydı davacıların babalarına aittir ve bu kayıtta batı sınırı (evvelahir dereden 100 hadve yeni 90 m mesafeden geçen mevhum hat) tır. Komşu parsel dayanağı kayıtlar getirtilip tam olarak uygulanıp bilirkişi sözleri denetlemeden davacılar vergi kaydının kapsamının sağlıklı olarak saptanamayacağı kuşkusuzdur. Ayrıca, yerel bilirkişilerin keşifte, çekişmeli taşınmazların aidiyetine ilişkin olarak verdikleri ifadeleri de değerlendirilip üzerinde durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm tesis edilemez. O halde mahkemece gerek özel daire bozma kararında gösterilen, gerekse yukarıda açıklanan nedenler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeksizin verilen direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy