(818 S. K. m. 49) (5680 S. K. m. 17)
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 14.11.1988 gün ve 1988/122-648 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 28.3.1989 gün ve 1989/403-2861 sayılı kararı; (... Dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere, davacı genç kız, bir bunalım geçirmiştir. Davacının bunalımı üzerine amcası, kendisini bir sağlık kuruluşuna götürmekten aciz kalmış ve polisten yardım isteyerek hastaneye götürülmesini sağlamıştır. Davacı, koluna serum takılarak tedaviye alınmış ve sabaha kadar kendisine gelmesi sağlanmıştır. Eve sabah dönen kızını gören annesi onun kolundaki serum izinden dolayı kuşkuya düşmüş; kızının uyuşturucu aldığından şüphelenerek durumu karakola bildirmiştir. Karakolda durum açıklığa kavuşmuş ve koldaki izin serumdan ileri geldiği anlaşılmıştır. Olay, bundan ibaret olmasına rağmen davalı gazetede davacının resmi yayınlanarak kendisini uyuşturucu kullandığı, erkeklerle beraber olduğu, kendisinin kurtarılması gerektiği konusunda geniş bir yazı yayınlanmıştır. Bu yazı nedeniyle davacı iş ve arkadaş çevresinde küçük düşmüş ve üzüntü duymuştur.
Yayınlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel haberin ya da eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak verilmesi durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkmış olur ve böylece yayıncı, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince sorumlu tutulamaz. Somut olayda, gerçeklik söz konusu değildir. Yalnızca davacı, annesi tarafından bir kuşku nedeniyle karakola götürülmüştür. Davalı Gazetenin muhabiri basit bir araştırmayla karakola geliş nedenlerini öğrenebilirdi. (Belki de, muhabirin olayın gerçek yönünü öğrenmiş olduğu oluşa göre mümkündür). Ne var ki, bu gerçeklik tamamen saptırılmış ve onun erkeklerle birlikte olduğu yolunda uydurma yayın yapılmıştır. Böylece davacının kişilik hakları önemli ölçüde zedelenmiştir. Bu durum karşısında istek doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, belirtilen yönler gözetilmeksizin yazılı olduğu biçimde davanın bu davalılar yönünde reddine karar verilmiş olması bakımından karar bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy