(743 S. K. m. 659)
Taraflar arasındaki Şufa davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 8.9.1989 gün ve 1987/1059, 1989/623 sayılı kararın incelenmesi Davacı Vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.10.1989 gün ve 13564-15951 sayılı ilamı:
( ... Şufa davasının davalısı Şufalı payı iktisaptan önce o taşınmazda paydaş ise onun hakkında Şufa hakkı kullanılmaz. Çünkü M.K.'nun 659. maddesi bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde diğer paydaşların Şufa haklarını kullanabileceklerini hüküm altına almıştır. Paydaş üçüncü şahıs sayılamayacağına göre paydaşın paydaş aleyhine Şufa hakkı söz konusu olamaz. Dava hakkına ilişkin olduğu için bu hususun davanın her safhada resen gözönünde tutulması gerekir. Bu gibi durumlarda savunmanın genişletilmesinden de söz edilemez.
Şufalı pay dava sırasında bir başka şahsa veya satışı yapan paydaşa satılırsa davacı usulün 186. maddesi uyarınca seçimlik hakka haizdir. Dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir. İsterse davayı tazminata dönüştürerek dava ettiği şahıs hakkında yürütür. Bu itibarla davacıya seçimlik hakkını kullanması yönünden mehil verilmesi gerekir. Şufalı payın eski sahibine dönmesi davacının ilk satışla doğan Şufa hakkına engel teşkil etmez. Dava Şufalı iktisap eden paydaşa yönetilirse onun hakkında devam ettirilir.
Olayımızda; Davacı Şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan Abdurrahman K.'in payını davalıya 23.9.1986 tarihinde sattığını Şufalı payın iptal ile adına tescilini 20.10.1986 tarihli dava dilekçesiyle istemiştir. Mahkeme Şufa davasına konu edilen pay satışı iptal edilerek satıcıya iade edildiğinden ve davalının üzerinde bir pay kalmadığından bahisle davayı red etmiştir. Dava açıldığı sırada Şufalı pay davalı uhdesinde olduğuna ve davacı da bir aylık hak düşürücü süre içerisinde bu davayı açtığına göre Şufalı payın tekrar satıcısına iadesi açılan Şufa davasını etkilemez.
Yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda davacıya seçimlik hakkını kullanması yönünden mehil verilmesi ve taraf delilleri toplanarak sonucuna göre hüküm tesisi icap ederken bundan zuhul ile yazılı şekilde red kararı verilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevirmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen gerektirici nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy