(743 S. K. m. 618) (818 S. K. m. 53)
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 3.7.1987 gün ve 91-203 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30.5.1988 gün ve 7766-7676 sayılı ilamı:
(... Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazın mera niteliğinden kaynaklandığına göre bu konuda taşınmazın niteliğinin ziraatçı bir mütehassıs bilirkişi aracılığı ile tespit ettirilip iddia ve savunmayla ilgili delillerin bundan sonra birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davalı Köy tüzel kişiliğinin davacı gerçek şahıs aleyhine dava konusu taşınmaz hakkında 5917 sayılı Yasa gereğince aldığı idari men kararının mahallen infazı ve tutanağın gönderildiği yerel C. Savcılığınca da hakkında mera'ya tecavüz suçu ile kamu davası açılmasından sonra, davacı zilyetliği altındaki çekişmeli taşınmazı köy tüzel kişiliğinin el attığını ileri sürerek önlenmesi isteği ile temyize konu davayı açmıştır. Davalı köy tüzel kişiliği, bu yerin köyleri mera'sı olduğunu savunmuştur.
Dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 474 sayılı Yasa'nın uygulama alanı içerisinde olduğu tartışmasızdır. Anılan Yasa'da bu yerlerde mera iddiasının yazılı belge ve özellikle mera tahsis kararı ile kanıtlanması öngörülmüştür. Mera tahsis kararı aranması gereği bu yasa ile getirilen mera'lık iddiasının ispat koşulu olduğu kuşkusuzdur. 474 sayılı Yasa, kapsamına aldığı bölgedeki tamamen özel şartlar nedeni ile çıkarılmıştır.
Genelde kamu malı niteliğinde bulunan mera'ları belirtme suretiyle korumayı sağlama amacına yöneliktir.
Ancak çekişmeli taşınmaza ilişkin olarak idarece verilmiş bir mera tahsis kararı mevcut değildir. Bu yasada 8.11.1988 tarihinde 3488 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır. Meralar, temelde özel mülkiyet konusu edilemeyecek rakabesi devlete ait, ancak intifa tüzel kişi veya kişiliklere bırakılması mümkün kamu mallarındandır. Temelde özel mülkiyet konusu olmayacak bu yerler hakkında her nasılsa gerçek şâhıs adına bir sicil oluşturulması da, bu yerin özdeki kamu malı olma, hukuksal niteliğini değiştiremez. Somut olayda 474 sayılı Yasa'nın yürürlük döneminde başlayıp sonuçlandırılarak kesinleşmiş bir hukuki işlem bölümü bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı yararına bir usule kazanılmış hakkın varlığından söz etmek mümkün değildir. Uyuşmazlığın niteliğine göre, dava konusu taşınmazın köy mera'sı olup olmadığının saptanması gerekeceği açıktır. Bunun içinde genel hükümler çerçevesinde bu yerdeki kadim kullanma hakkının hangi tarafta bulunduğunun tespiti gerekir. Hal böyle olunca, mahkeme öncelikle davacı hakkında mera'ya tecavüz suçu ile açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, dava mahkumiyet ile sonuçlanıp kesinleşmiş ise, bunun B.K.'nun 53 madde hükmü gözetilerek değerlendirilmesi ve herhalde iddianın niteliği gereği komşu köylerden gösterilecek yaşlı ve yansız tanıkların dinlenilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. O halde direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy