(743 S. K. m. 618, 679)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Dursunbey Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.12.1988 gün ve 1986/114-1988/394 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 26.9.1989 gün ve 1989/6101-8421 sayılı ilamı;
(... Bir kısım tanıklar nizalı bendin 1952 yılından beri çalışmadığını bir kısım tanıklar ise 1960-1961 yıllarındaki depremden beri çalışmadığını su kanalının yıkıldığını ve o tarihten sonra bu kanaldan su akmadığını ve daha önceki değirmene kuzey güneydeki kanallardan su gittiğini söylemişlerdir. Bir kısım tanıklar ise 15 yıldan beri davacının değirmeni çalışmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece de maddi olay bu şeklide kabul edilmiştir. Kuzeyden gelen niza konusu olmayan suyun değirmenin çalışmasına kafi geldiğini bildirmişlerdir. Yine nizalı yerin ve bu arkın her iki tarafa ait tapu kayıtlarının dışında kaldığı tarafların bu arkın mülkiyetiyle ilgili olmadıkları ve arkın belediyeye ait bir taşınmaz olarak kadastro sırasında tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yıkılan ark yeri için taraflar mülkiyet iddiasında bulunmadıklarına, sadece davacı tarafından sudan yararlanma hakkı ileri sürüldüğüne ve bu arkın değirmenin çalışmasıyla birlikte kullanılması mümkün olduğuna, mevcut duruma göre suya ihtiyaç bulunmadığına göre bu tecavüz sebebiyle davacının hakkının ihlal edildiği ve zarar görmekte olduğu söylenemez. Daha açık bir deyimle davalının tecavüzünden ötürü çalışmayan değirmenin ne suretle zarar gördüğü davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Uzun süreden beri değirmen çalışmadığına, terk edildiğine göre ortada ihlal edilmiş bir haktan söz edilemez. Mevcut duruma göre, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar söz konusu olmayan bir dava dinlemez. Bu yönler göz önünde tutularak bir karar verilmesi gerekirken anılan yönler tartışılmadan yazılı biçimde hüküm verilmesi Yasa'ya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy