(743 S. K. m. 639) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki meni müdahale davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tavşanlı Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.12.1988 gün ve 385-754 sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 30.10.1989 gün ve 5287-11214 sayıl ilamı;
(...Taraflar arasında görülen meni müdahale davası sonucunda istemin kabulüne karar verildiğinden hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davalı 5.12.1988 tarihli dilekçesinde dava nedeniyle Ahmet Kısa ismindeki kişiyi tanık olarak dinletmek istediğini bildirmiştir. Davalı tanık dinletmekten vazgeçmediğine göre gösterdiği tanığın dinlenmemiş olması savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bu itibarla adı geçen tanık dinlendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken savunma tanığı dinlenmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava zilyetliğe dayalı el atmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davalı çekişme konusu yerin tapusu kapsamında kaldığını ileri sürerek davaya karşı çıkmıştır. Taşınmazları bitişik bulunan taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre olayda sağlıklı çözüme ulaşılabilmesi için davalı tapusunun yaşlı ve yansız yerel bilirkişilerden yararlanmak suretiyle uzman bilirkişi aracılığı ile uygulanması ve kapsamının tayin edilmesi icabeder. Bu kapsam belirlenmesinde fenni sıhhati haiz ise haritası tatbik edilerek aksi halde haritadan şeklen yararlanılacağı krokisi bulunmuyorsa yerel bilirkişilerin bilemedikleri sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması gerektiği kuşkusuzdur. Çekişmeli yerin tapu kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, tapunun iptale kadar geçerli olduğu kuralının gözetilmesi kapsam dışında bulunduğunun anlaşılması durumunda ise zilyetlik konularının araştırılarak sonucuna göre değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekir. Bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde olduğundan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy