(7201 S. K. m. 19) (1086 S. K. m. 179)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ... Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.10.1988 gün ve 18-212 sayılı kararnı incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.2.1989 gün ve 19209-1210 sayılı ilamiyla;
(... Davalının temyiz dilekçesi 2.12.1988 tarihini taşımaktadır. Oysa hüküm 19.11.1988 tarihinde aynı çatı altında oturan oğluna tebliğ tarihi gözönünde tutularak temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından süreden redde ilişkin kararla birlikte hükmün esası temyiz edilmiştir. İlk dava dilekçesi Danimarkada işçi olan davalıya Adalet Bakanlığı aracılığı ile tebliğ edilmiştir. Dosyaya göre hüküm davalının oğluna tebliğ edildikten sonra Danimarka'ya gönderilmiş ve davalı mektupla hükmü temyiz eylemiştir. Şu durumda hükmün tebliğine dair işlem 7201 sayılı Tebligat Kanununa aykırıdır. zira dava dilekçesi Danimarka'da davalıya tebliğ edilmiştir. ve Danimarka'dan döndüğüne dair dosya içinde herhangi bir belgeye rastlanmamış, aksine davalı danimarka'da iken hüküm davalının oğluna tebliğ edilmiştir. Hükümlerin tebliğinde ittila söz konusu olmaz. Hükmün mutlaka usulüne uygun bir biçimde karşı tarafa tebliğ gerekir. Hal böyle olunca davalının temyzi süresinde yapılmış sayılır. Bu sebeple mahkemenin süreden redde ilişkin 2.12.1988 tarihli kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verildikten sonra işin esasının incelenmesine geçildi, gereği düşünüldü:
Dava tapu iptali talebine ilişkin bulunmaktadır. Taşınmazın krokide A ile gösterilen 4 metrekarelik kısmına ait kaydın iptaline karar verilmekle yetinilmiştir. Tapulu olan bir taşınmazın iptaline karar verilmesi halinde sadece iptalle yetinildiği takdirde taşınmazın hukuki durumunu boşlukla kalır, Bu durumda tescil talebi olup olmadığına bakılır. Daha açık deyimle tescil talebi olmadan iptale karar verilemez. Mahkemece bu yön gözönünde tutulmadan davanın kabulü yönüne gidilmiştir. Tescil talep edilmediği takdirde iptale ilişkin davanın reddi gerekir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerk direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan osnra gereği görüşüldü:
Dava, zilyedliğe dayalı tapu iptali isteğine ilişkindir.
Kural olarak, tescil talepleri iptal isteğini içerir ise de; iptal, tescil isteğini kapsamaz. O nedenle tapu iptali isteğinde bulunanın açıklıkla tescil talebinde de bulunması gerekir. Zira özel mülk olarak gerçek şahıs adına sicil oluşturulduktan sonra, o taşınmaza ait kaydın bir kısmının iptal edilmesi halinde o kısmın hukuksal durumu boşlukta kalır ki, bunun tapu tekniği bakımından kabulü mümkün değildir.
O halde, dava ekonomisi de gözetilmek suretiyle davada izlenmesi gereken yol; görülmekle olan dava içerisinde, davacıya, iptal istediği kısım hakkında tescil talebinde de bulunması için önel verilmesi hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmasından ibarettir.
Bu itibarla, Hukuk Genel kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ilâmına uyulmak gerekirken, yazılı olduğu üzere önceki karada direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı, bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan Özel Daire bozma ilâmındaki nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 9.5.1990 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy