(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki men-i müdahale davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ÇAL Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 31.3.1988 gün ve 1984/192, 1988/97 sayılı kararın incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 17.10.1988 gün ve 1988/12107-13259 sayılı ilâmı;
(... Nizalı taşınmaz davacılardan Rukiye'nin kocası Halil'in babası Ahmet tarafından 1962 yılında oğlu Bekir'e satılmış ve zilyetliği devredilmiştir. Bekir bu taşınmazı 20.3.1983 tarihine kadar nizasız fasılasız malik sıfatıyla tasarruf ettikten sonra o tarihte Sabri'ye satmış Sabri'de bir süre sonra davalı Ramazan'a satıp zilyetliğini devretmiştir. M.K.'nun 909. maddesi hükmüne göre önceki zilyetliklerin sürelerinin davalının zilyetlik süresine eklenmesi gerekir. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle davanın kabulü yönüne gidilmesi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava konusu taşınmazın, kök murisi Havva'dan davacıların miras bırakanı Halil İ.'ı kaldığı ve bu yerin Halil İlhan'ın babası Ahmet İ. tarafından tasarruf edildiği hususu tartışmasızdır.
Uyuşmazlık, Ahmet İ.'ın bu yerdeki tasarrufunun asıl malik oğlu Halil İ.'a teban mı yoksa asli zilyet olarak mı bulunduğunun belirlenmesi noktasında odaklaşmaktadır.
Davacıların, miras bırakanları Halil'in Orman Muhafaza memuru olarak, görevi gereği dışarda bulunması nedeniyle çekişmeli taşınmazda, babası Ahmet İ.'ın Halil'e teban tasarrufta bulunduğunu iddia etmelerine karşın, davalı Ramazan bu yerin baba Ahmet İ. ile davacılar murisi oğlu Halil arasında yapılan trampa sonucu Ahmet'e bırakıldığı, onun harici satış ve tesliminden sonra da bayiine, ondan da kendisine geçtiğini savunmuştur.
Tüm dosya içeriğine göre, dava konusu taşınmazın davacılar murisi ile bu yerde tasarrufta bulunan babası Ahmet arasında trampaya konu edilip Ahmet'e bırakıldığı kesin olarak saptanamadığı gibi Ahmet'in bu yerdeki tasarrufunun tamamen genç yaşta ölen asıl malik oğlu Halil İ.'a taban bulunduğu duraksanmayacak biçimde anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece mevcut kanıtların değerlendirilmesi suretiyle Ahmet İ. tarafından yapılan harici satışların geçersizliği vurgulanarak davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu itibarla Usul ve Yasa'ya uygun olan direnme kararı onanmalıdır.
Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 14.03.1990 günü yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy