(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 45, 46) (7269 S. K. m. 1)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.3.1989 gün ve 1988/157/1989/85 sayılı kararın incelenmesi davacı vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.1.1990 gün ve 1989/18174-1990/363 sayılı ilâmı;
(... Nizalı 13 ada 14,15,16 numaralı parsellerin 1949 yılında 2613 sayılı Yasa hükümlerine göre kadastro komisyonlarınca Hazine adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı 1951 yılından beri bu taşınmazlarda zilyet olduğunu, taşınmazları imar ve ihya ettiğini, limon bahçesi haline getirdiğini ve ev yaptığını ileri sürmüş, imar, ihya sebebiyle tescile karar verilmesini istemiş, ayrıca 4753 ve 7269 sayılı Kanunlar uyarınca bu taşınmazların kendisine tahsis edildiğini ve bu sebeple 3402 sayılı Yasanın 45 ve 46.maddeleri hükümleri gereğince taşınmazlara ait Hazine üzerindeki kayıtların iptali ile taşınmazların kendi adına tescili icap eylediğini ileri sürmüştür. Mahkemece yerinde keşif ve inceleme yapılmamış, sadece Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Afet İşleri Genel Müdürlüğünden gelen yazılara göre, Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmazların imar ihyalarının bir hak bahşeylemiyeceği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, Hazine adına kayıtlı olan bu taşınmazın imar ve ihya edilmiş olması ihya eden kimseye bir hak bahşetmez. Bu sebebe dayanılarak Hazine adındaki kaydın iptali yoluna gidilemez. İmar ihya ancak Hazine adına kayıttan önce, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların emek ve para harcanmak suretiyle tarım arazisi haline getirilmesi halinde söz konusu olabilir. Olayımızda, böyle bir durum olmadığından imar ve ihyadan söz edilemez. Dava dilekçesinde 4753 ve İskan Kanunlarından söz edilmiş ve bu Kanunlara da dayanılmıştır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nden gelen 7.11.1988 günlü ve 12402 sayılı yazıya göre niza konusu taşınmazların 2510 sayılı İskan Kanunu ile diğer 4753 ve 5816 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunları uyarınca davacıya tevzili edildiğine dair bir belge ve kayıt bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı tarafın bu kanunlara dayanan tahsis işlemine dair iddiası ispatlanamamıştır. Ancak, Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün bu yazısında durumun birde Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünden sorulması yönüne işaret edilmesi üzerine durum mahkemece Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na sorulmuş ve Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nün 24 Kasım 1988 tarihli ve 8084 sayılı yazılarında davacının 1967 yılında meydana gelen su baskını nedeniyle Erdemli İlçesi'nin Tömük Kasabası'nda 7269 sayılı Kanuna göre hak sahibi olan felaketzedeler arasında bulunduğu ve bu parseller içinde 5 adet konutun yapıldığı ve davacının yıkılan konutu için kendisine konut kredisi verilmiş olduğu açıklanmış ve yazının son kısmında da vatandaşın borç durumu göz önünde tutularak tapularının verilmesi için İçel Valiliği'ne talimat verildiği bildirilmiştir. Buna göre davacıya ait binanın işgal ettiği yerin 7269 sayılı Yasa'ya göre su baskını sebebiyle davacıya temlik edilmek istendiği anlaşılmaktadır. Dava 3402 Sayılı Yasa'nın 46.maddesine de dayandırılmıştır. Bu maddenin 2.fıkrasında; Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskân suretiyle veya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın hak sahipleri adına tespit ve tescil olunur, denilmiştir. 7269 sayılı Yasa'nın amacı afete uğramış kimseler bir yerde iskân etmek ve daha kesin ifadeyle barındırılmaktır. O itibarla davacıya 7269 sayılı Kanuna göre bir yer verilip verilmediğinin araştırılması, verilmiş ise, bu yerin nizalı parselden hangisinin içerisinde bulunduğunun belirlenmesi buna dair idarece yapılan işlemlerin tamamlanmış olup olmadığının ve 7269 sayılı Yasa'ya göre bu yerin ayrılıp Hazine adına ayrı bir parsel şeklinde kaydedilmiş olup olmadığının, tahsis varsa buna dair kroki ve planların getirtilip incelenmesi keşif de bu yere ait kroki düzenlenmesi 7269 sayılı Kanuna göre tahsis edilen yere ait davanın kabulü yönüne gidilmesi, fazla kısım hakkındaki talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı Vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy