(743 S. K. m. 634) (3083 S. K. m. 9)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çatalca Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 5.6.1986 gün ve 1985/389-1986/315 sayılı kararın incelenmesi Davalı Vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 11.4.1988 gün ve 4771 - 4963 sayılı ilamı:
(... Nizalı taşınmazlar Hazineye ait iken Aralık-1959 tarihinde davalı Yaşar S.a 4753 sayılı Yasaya göre tevzi edilmiştir. Bu taşınmazların 25 yıl süreyle takyitli olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre takyit süresi Aralık 1984 de dolmaktadır. Bu arada taşınmazın satışı mümkün değildir. 3083 sayılı Kanunun 9. maddesinin olayla ilgisi bulunmamaktadır. O itibarla 1965 yılında yapılan harici satış geçerli değildir. Satış 1965 yılında yapılmış, tapulamaca 1976 ve 1977 yıllarında taşınmazlar davalı adına tesbit edilmiştir. Tesbit tarihine değin 10 yıl geçmiş ise de, satış takyit sebebiyle geçersiz olduğundan Tapulama Kanununun 32/c maddesinin olaya uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Aksine düşüncelerle yazılı biçimde hüküm verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.:
Dava konusu taşınmazların 4753 sayılı Yasa uyarınca dağıtım yoluyla 1959 yılında davalıya verildiği ve davalı tarafından 1965 yılında haricen davacıya satıldığı, tapulamaca da 1976-1977 yıllarında çekişmeli taşınmazların davalı adına tesbit edildiği tartışmasızdır. Dağıtım yoluyla verilen bu taşınmazların 25 sene süre ile başkasına temliki, terk edilmesi, kiraya verilmesi yine Yasa ile yasaklanmış durumdadır. Taşınmazların Yasanın amacına aykırı, kullanılması halinde Hazineye bunları dava yoluyla geri alma hakkını tanıyan yasa hükümleri ise daha sonra yürürlüğe giren 3083 ve 3202 sayılı Yasalarla kaldırılmıştır. Hazinenin taraf bulunmadığı bu davada da, davalının çekişmeli taşınmazların 4753 sayılı Yasaya göre verilip 25 yıl süreyle takyitli olduğu iddiasının ileri sürülmesinin HGK.nun 4.2.1987 gün 273-66 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşamayacağı aşikardır. Her ne kadar tapulu taşınmaz malın haricen satışı kural olarak geçersiz ise de, 3402 sayılı Yasanın 13/B-b maddesinde mülga 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/c maddesi paralelinde getirilen düzenlemeyle zilyedin taşınmaz malı kayıt malikinden tapu dışı bir yolla iktisap ettiğini bir belge veya tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca 10 yıl müddetle çekişmesiz aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğunun saptanması halinde bu yerin adına tapuya tescil edilebileceği hükmü getirilmiştir. Tüm dosya içeriğine göre de olayda tapu dışı satışın yapıldığı 1965 yılı ile tesbitin yapıldığı 1976-1977 yılları arasında mülga 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/c ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiş durumdadır. Bu itibarla yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen direnme kararı Usul ve Yasaya uygun bulunduğundan onanmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy