(743 S. K. m. 633) (3402 S. K. m. 12) (766 S. K. m. 31)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kınık Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.12.1988 gün ve 1987/27-1988/360 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesi'nin 1.5.1989 gün ve 3968-5410 sayılı ilamı ile; (...Dava, tapulama öncesi nedene dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Çekişmeli 4091 parsel 916 ana parselin hükmen ifrazı sonucunda oluşmuştur. 916 parselin tapulama tutanağı 21.4.1970 tarihinde kesinleşmiş temyize konu dava ise 3402 sayılı Yasa'nın 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 21.1.1989 gününde açılmıştır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Kadastro tutanaklarında belirtilen haklara karşı, sınırlandırma ve tesbitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı kaldırılan 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2.maddesi ve yine bu hükme paralel bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesi hükmü gereğidir. Tesbit öncesi sebebe dayalı olarak hak iddiasında bulunanlar için, hak aramada getirilen 10 yıllık süre, hak düşürücü süredir. Temyize konu davada, çekişmeli ve hükmen oluşan 4901 sayılı parselin içerisinde bulunduğu ana 916 sayılı parselin tapulama tutanağı 1970 yılında kesinleşmiştir. İptal isteğinde dayanılan tapu kaydı 1960 tarih 42 sayılıdır. O nedenlerle tutanakta belirtilen haklara karşı, durmada, kadastro öncesi sebebe dayanıldığı tartışma konusu değildir.
Tapulama sırasında bağımsız olarak tesbiti yapılmış bulunan dava dışı 915 parsel numaralı taşınmazın, tesbitinin kesinleşmesini takiben, genel mahkemede iptal davası açılmış ve olumlu sonuçlanmış olması, yine tapulama sırasında hukuksal ve geometrik durumu belirlenerek tesbiti kesinleşen 916 parselin tapusunun iptali için dava açmaya engel değildir. O nedenle 915 parsel hakkında açılan davanın 916 parsel yönünden hak düşürücü süreyi keseceği düşünülemez, Olayda da çekişmeli taşınmaza ilişkin iptal davası tesbit tutanağının kesinleşmesinden sonra, tesbit öncesi sebebe dayanarak hak arama yönünden yasada öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 1987 yılında açılmıştır. Bu itibarla Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy