(506 S. K. m. 4, 8, 79, 81, 83, 87, 140) (Alt İşverenlerin Borçları Hakkında Genelge METİN)
Dava: Taraflar arasındaki idari para cezasının Sosyal Sigortalar Kurumundan istirdadı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Altıncı İş Hakimliğince, davanın reddine dair verilen 11/10/1989 gün ve 1126-637 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay Onuncu Hukuk Dairesinin 15/5/1990 gün ve 8112-4602 sayılı ilamıyla;
(... Davacı işveren şirket almış olduğu P...... İnşaat ve Kazı Makineleri Fabrikası yapım işinin bazı bölümlerini aracı (taşeron) Osman, Adnan, Agah ve Yusufa vermiş, Kurumca araç (taşeron) işverenlere yapılan kayıt ibraz tebligatına rağmen kayıtların ibraz edilmemesi nedeniyle tahakkuk ettirilen idari para cezaları asıl işveren davacı E..... İnşaat ve İşletme A.Ş.nden istenmiştir. İdari para cezalarının ödenmesi halinde teminatın serbest bırakılacağı aksi halde icraen tahsili cihetine gidileceği 24.7.1987 tarihli ve 74665 sayılı yazı ile ihtar edilmesi üzerine, davacı şirket aracı (taşeron) işverenler adına tahakkuk ettirilen idari para cezalarını yatırmış, yatırılan bu paranın geri verilmesi hakkındaki 31.8.1989 tarihli yazılı istemin Kurumca kabul edilmemesi üzerine açılan bu davada, haksız olarak kendilerinden alınan 2.140.000. TL. para cezasının Kurumdan istirdadına karar verilmesi talep ve dava olunmuştur.
Osman, Adnan, Agah ve Yusufun aracı (taşeron) olduğu, bu aracılara yapılan kayıt ibraz tebligatına rağmen kayıt ibraz etmemeleri nedeniyle kendilerine ceman 2.140.000. lira idari para cezası tayin edildiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu nedenle çözümlenmesi gereken hukuksal sorun aracı (taşeron) işverenlere kayıtları ihtara rağmen ibraz etmemeleri nedeniyle tayin edilen idari para cezalarından asıl işverenin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İdari para cezalarının kimlerden ve ne şekilde tahsil edileceği 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 8 ve 140. maddelerinde gösterilmiştir.
Anılan maddede yazılı işverenin idari para cezası tayin edilen işveren, yani olayımızdaki aracı (taşeron) işveren olduğu açıktır. Aracı (taşeron) işverenin cezai yönden idari para cezasından sorumluluğu kişisel olup bu cezadan asıl işverenin sorumlu tutulamayacağı ortadadır. Bu konuda açık bir yasa hükmü bulunmadıkça aracı (taşeron) işverenin suç teşkil eden fiili sonucu tayin edilen idari para cezasından onunla birlikte bir başkasının, örneğin, asıl işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Böyle bir durumun ceza hukuku ilkeleri ile bağdaşmazlığı açık seçiktir.
Aynı Kanunun 87. maddesine dayanılarak idari para cezasının asıl işverenden istenip istenemeyeceği ödev sözcüğünün yorumu ile ilgilidir. 87. maddeyi sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, (Hangi ödevlerden dolayı? Bu konunun alınan sigortalı yönünden işverene yüklediği ödevlerden dolayı) aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur, şeklinde anlamak gerekir. Sigorta haklarının aracı ve vasıtasıyla işe girilmesi halinde kaybolması ihtimalini önlemek maksadı ile anılan maddenin getirdiği hükümet gerekçesinde belirgin biçimde vurgulanmış olması da bu sonucu doğrulamaktadır. 506 sayılı Yasanın 140. maddesinde yazılı suçlar hakkında mahkemelerce hükmolunan para cezaları savcılık kanalı ile tahsil edilip Kuruma verilmekte ve bu para cezaları kamu para cezası sayılmakta iken ve 87. madde kapsamına girmediği tartışmasızken 81. ve 140. maddelerin 3395 sayılı Kanunla değiştirilip cezaların idari para cezasına dönüştürülmesi ve tahsil şeklinin değiştirilmesi üzerine para cezalarının da 87. madde kapsamına girdiği ve yorum şeklinin Yasa koyucunun bidayetteki amacına uygun olduğu söylenemez. Asıl işverenin yerine getirmesi olanaksız bulunan ve aracıya ait olan bir ödevden dolayı asıl işveren sorumlu tutulamaz. Yasa koyucunun, bir kimseye kendi gücü dışında kalan ve istese de yapması olanaksız bulunan hususlardan ötürü sorumlu tutulması da düşünülemez. Yasaya aykırı yönetmelik hükmünün ise hukuki sonuç doğuracağı söylenemez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden istemin kabulü yerine reddi yolunda hüküm kurulmuş olması usule ve yasaya aykırıdır gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı Vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, işveren E..... İnşaat ve İşletme A.Ş. Genel Müdürlüğünün P.... İnşaat ve Kazı Makineleri Fabrikası yapımı işini üstlendiği, işin bazı bölüm ve eklentilerinde Osman, Adnan, Ağah, Yusuf isimli üçüncü kişilere (taşeronlara) iş verdiği, bu kişilerin, asıl işverenden aldıkları bu işleri yapabilmek için işçi çalıştırdıkları Sosyal Sigortalar Kurumunun bu tali işverenlere kayıt ve belge ibrazı için tebligat yaptığı bunların kayıt ve belge ibraz etmedikleri ve bu nedenle 506 sayılı Kanunun 79/3. maddesi uyarınca Kurum tarafından idari para cezasına çarptırıldıkları idari para cezası yükümlülüklerinin kesinleştiği, Kurumun bu para cezalarını, anılan Kanunun 87. maddesine dayanarak asıl işverenden istediği, ihale makamından iş alan asıl işveren durumundaki E....... İnşaat ve İşletme A.Ş. Genel Müdürlüğünün bu cezaları Sosyal Sigortalar Kurumuna ödediği, sonradan söz konusu paraların yanlış ve haksız alındığını ileri sürerek faiziyle birlikte Kurumdan geri alınması için işbu davayı açtığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öte yandan, Kurumunun 24/7/1989 tarihli yazısı ile, para cezalarını ödemedikçe teminatları serbest bırakmayacağını bildirmesi üzerine, 28.8.1989 tarih 1039-1042 Nolu makbuzlarla hiç bir kaydı ihtirazı dahi dermeyan edilmeden ve taşeronların yatırdığı şeklinde düzenlenen makbuzlarla paraların ödendiği 31/8/1989 tarihinde davacı işverenin Kuruma dilekçe ile başvurup, paraları geri istediği görülmektedir.
Kurumun 24.7.1989 tarihli yazısını, manevi cebir olarak yorumlamak olanaksızdır. Çünkü, 506 sayılı Kanun m. 83 hükmünce, Kurum teminat ve hak edişleri idari para cezasına karşılık tutamaz. Sadece prim borcu için karşılık tutabilir. Bu nedenle Kurum yazısı geçersizdir. Kurum bu yola gittiğinde, ihale makamından iş alan asıl işverenin, teminat ve hak edişlerin serbest bırakılmasını 83. maddeye dayanarak sağlamasına yasal olanak bulunduğundan, ödemelerin cebri olduğu düşünülemez. Söz konusu paraların hiç bir kaydı ihtirazı dahi dermeyan edilmeden ve rızaen ödendiği ortadadır.
Çözümlenmesi gereken hukuksal sorun, söz konusu paraları, asıl işverenin, Kurumdan geri istemek hakkına sahip olup olmadığı, Kurumun tali işverenlerin kayıt ve belge ibraz etme yükümlülüklerine aykırı davranmalarından dolayı kendilerine uygulanan idari para cezalarının ödenmesinden, 506 sayılı Kanunun m. 87 çevresinde ihale makamından iş alan asıl işverenlerin de müteselsilen sorumlu olup olmadıkları ve müteselsil sorumluluk çevresinde ödeme vaki olmuşsa, geri alma hakkının kime karşı kullanılabileceği konularını açıklığa kavuşturmaktan ibarettir.
3395 sayılı Yasa ile 506 sayılı Kanunun m. 79 değiştirilmiştir. 79/1. maddeye göre işveren bir ay içerisinde çalıştırdığı sigortalının, sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançlar toplamı ve prim ödeme gün ve sayıları ile sigorta primlerini gösteren ve örneği yönetmelikte belirtilen prim belgelerini, ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar Kuruma vermekle ve bu belgelerin muhteviyatını doğrulayacak muteber iş yeri kayıtlarının Kurumca istenilmesi halinde ibraz etmekle veya sigortalı çalıştırmadığı takdirde bu hususu yazılı olarak önceden Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Buradaki işveren deyiminin bu olayda olduğu gibi, ihale makamından iş yükümlenen asıl işverenlerden işin bir bölümü ve eklentisinde iş kabul eden taşeronlar - tali işverenleri de kapsadığı, bunların kendi adlarına çalıştırdıkları sigortalılar için 79/1. maddedeki yükümlülükleri yerine getirmek zorunda oldukları kuşkusuzdur.
506 sayılı Kanunun ortak hükümleri bölümünde yer alan ve 79/1. maddedeki yükümlülüklere de şamil olan, 87. maddesi, sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığıyla işe girmiş, ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur. Bir işte veya işin bölüm ve eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir kurallarını içermektedir.
Yukarıda açıklandığı gibi bu aracılar nitelikçe, tali işveren taşerondurlar. Zira kendi adlarına, işin bir bölümü ve eklentisinde işin ikmali için, 506 sayılı Kanun m.4/1deki tanıma uygun biçimde sigortalı çalışmaktadırlar. Bu nedenle de 79/1deki yükümlülüklere muhataptırlar. 79/1. maddedeki yükümlülüğe aykırı davranmanın yaptırımı ise, 79/3 ve 79/5de gösterilmiştir. 79/5. maddeye göre Kurum resen belge düzenleme ve prim tespiti yapabildiği gibi bunlara etkileyici bir yaptırım olarak 79/3. fıkradaki Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen işverenler hakkında 140. madde hükümleri uygulanır kuralı gereğince idari para cezası uygulayabilir.
Böylece 3395 sayılı Kanundan önceki ölçümleme sistemi kaldırılıp, resen düzenleme ve tespit ve idari para cezası sistemleri getirilerek yaptırım belirlenmiş ve sistem güçlendirilmiştir. Aynı şekilde, mahkemelerce ilamla uygulanan ve Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununa göre Cumhuriyet Savcılıklarınca tahsil edilen ve ceza hukuku alanına giren ağır para cezaları yerine, Kurumca verilen, idari para cezası vasfında ve 81. maddede yaptırımlar getirilmiştir. Geri alınması istenilen idari para cezalarının yasal biçimde oluşturduğu ve kesinleştiği tartışmasızdır.
Bu paraların yasal alacaklı Kurum veznesine yatırıldığı ve Kurumun idari para cezası alacağını böylece tahsil ettiği de ortadadır. Bu idari para cezalarının, asıl borçluların ihale makamından iş alan asıl işveren davacıdan, işin kimi bölüm ve eklentilerinde iş yükümlenen tali işverenler olduğu ve 79/1. maddedeki yükümlülüklerine aykırı davranmaları nedeniyle sadece tali işverenler hakkında uygulandığı da meydandadır.
O halde, bu idari para cezalarının Bu Kanunun işverene yüklediği ödevlere uyulmamasının sonucu ve yaptırımı olduğu belirgindir.
506 sayılı Kanun 87. maddesinde, tali işverenin ödevine uymamasının sonuçlarından asıl işverenin de sorumlu olacağı kuralını koymuştur. Zira, tali işverenler hayat deneyimleriyle ortadadır ki ekonomik bakımdan asıl işverenlere göre güçsüz kişilerdir. Bunların kişisel olarak sorumlu tutulmaları, gerek sigortalıların, gerek sigortalılara verilecek sosyal güvenlik haklarını uygulayan Sosyal Sigortalar Kurumunun hak ve alacaklarını güvenceye almakta yetersiz olabilir. Bu nedenle, yasa koyucu ortak yükümlerde madde 86 ile tali işverenlerin ödevlerine uymamalarının yaptırımlarından güçlü asıl işverenleri de müteselsil sorumlu tutan, sosyal güvenlik hukukunun isteklerine uygun düşen, bir düzenleme yapmıştır.
Bu düzenleme gereğince, Kurumun parasal hak ve alacaklarından, ihale makamından iş alan asıl işverenler de sorumludur. İşte, asıl işveren bu müteselsil sorumluluk gereğince tali işverenin idari para cezasından sorumludur. Bunu kuruma ödemiş ise Kurumdan geri isteyemez. Ödemekle yükümlü olduğu bir borcu ödemiştir. Fakat asıl yükümlü tali işverenlere rücu edebilir.
Ne var ki, tali işverenler hakkında yöntemince açılmış bir dava bulunmadığından yasal alacaklı Kurum aleyhine açılan davanın reddi gerekir. Bu itibarla mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın reddedilmesi doğrudur.
O halde usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve 2700 lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.06.1991 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy