(743 S. K. m. 641) (6831 S. K. m. 7/1, 7) (1086 S. K. m. 438/son)
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda; Seferihisar Kadastro Mahkemesince, Tarım Orman ve Köy işleri Bakanlığı için, davanın husumet yönünden reddine, Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulü ile orman sınırlandırılmasının iptaline dair verilen 1987/226 esas, 1988/46 karar sayılı 27.4.1988 tarihli hükmün incelenmesi Orman Genel Müdürlüğü tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 5.3.1990 gün 1990/1226-2242 sayılı ilamı:
(... İnceleme, soruşturma ve keşif yazalı biçimde hüküm kurulmasına yeterli görülmeyerek; özellikle başlangıçta sözü geçen 9 ve 36 sayılı Orman tahdit komisyonlarının farklı zamanlarda yaptıkları ve birbirine uymayan tahdit işlemlerinin ve bunlarla ilgili haritaların uygulanması ile yetinilip, bu konudaki bilirkişi görüşü hükme esas teşkil etmiştir. Orman içine alınan taşınmaz kesiminin, toprak yapısı, bitki örtüsü bakımından orman sayılan yerlerden olup olmadığının tesbiti cihetine gidilmemiştir. Uyuşmazlığın 9 ila 36 sayılı komisyonların orman sınırlarına ait görüş ve kabulü ile çözümü zorunluluğu yoktur.
Nizalı yerin orman niteliğinde bulunup bulunmadığının saptanması sorunu halledecektir. Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup ta, herhangi bir şekilde orman sınırları dışında kalmış ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların tayin ve tesbiti orman kadastro komisyonlarının görevidir.
3302 sayılı Yasa'nın 7. Maddesi bu yoldaki işlemlerinin yapılması biçimini hüküm altına almıştır. Bu bakımdan 36 numaralı komisyonun tahdit işlemi cümlesinden olarak yaptığı işlemin kanunsuz olduğundan söz edilemez. O halde öncelikle Yasa'nın koyduğu bulgular ve 3402 sayılı yasanın bazı fıkralarının iptaline ilişkin 45. maddesi hükmü ve savunmada keşfe itirazla ilgili hususlar keza 36 sayılı Komisyonca yapılan işlemler gözönünde tutularak 6831 sayılı Yasa'nın hükümleri uyarınca dava edilen taşınmaz kesiminin orman sayılan yerlerden olup olmadığı gereği gibi incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik ve yetersiz keşif ile bilirkişi mütalaasına dayanılarak davanın kabulü doğru değildir gerekçesiyle bozularak geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK.'nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/son fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 101 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 1981 yalında 9 nolu orman kadastro komisyonu tarafından yapılan orman sınırlandırmasında, orman sayılmayarak dışta bırakıldığı halde, 1986 yılında ikinci kez 36 nolu komisyonca yapılan sınırlandırmada orman sayılarak tahdit içine alınmış olması nedeniyle davacı kooperatifin, ikinci tahdidin yasal olmadığı savı ile iptali ve taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması isteğini içermektedir.
14 sayılı parsel, öncesi itibariyle 1306 yoklama tarih 83-84 sıra numaralı tapuya dayalı olarak 1984 yılında yapılan genel kadastro ile Ayşe Öncü adına saptanıp, daha sonra satış yolu ile davacı kooperatife geçmiştir.
5.12.1981 tarihinde kesinleşen orman tahdidin göre 9 nolu komisyon taşınmazı tahdit dışında bırakmıştır. 1986 yılında aynı çalışma alanında 36 nolu komisyon ikinci kez yaptığı işlemle taşınmazı tahdit içine almıştır. 36 nolu komisyon ikinci kez yaptığı işlemle taşınmazı tahdit içine almıştır. 36 nolu komisyonun yaptığı işlem 28.10.1987 tarihinde askıya çıkarılmıştır.
17.6.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasa'nın 7/1. maddesinde (Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların sınırlandırılması kadastro komisyonunca yapılır) denilerek dışta kalmış ormanların kadastrosunun yapılabileceği kabul edilmiştir. Ne var ki 28.5.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve yine 6831 sayılı Yasa'nın 7. maddesinin değiştiren 3373 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde yukarıda değinilen fıkraya yer verilmemiştir.
36 nolu komisyon yaptığı işlemleri 9.10.1986 tarihinde tamamlamış, 28.10.1987 tarihinde askı ilanını yapmıştır. İlan tarihinde yasanın değişmiş olması, olayın esasını etkileyemez. Şöyle ki, 36 nolu komisyon 3302 sayılı Yasa'nın verdiği hak ve yetkiyle dışta kalan ormanların tahdidini yapmıştır. Zira yasa, herhangi bir nedenle dışta kalmış ormanların tahdidinin yapılabileceğini amirdir.
Yasadan doğan bu tahdit gerçekleşmiş olup, işin esası bitirilmiştir. İlân konusu olayın esasa değil, sonucunun duyurulmasıdır ki, bu, oluşmuş tahdidi yok saymayı gerektirmez. İşlemin yapıldığı tarihte var olan yasal dayanak işleme gereklilik kazandırmıştır.
O halde, 3302 sayılı Yasa ile Değiştirilen 6831 sayılı Yasa'nın 7/1. maddesinin verdiği hakla oluşan 36 nolu komisyonun yaptığı sınırlandırma işleminde, yasaya aykırı bir durum yoktur. İkinci kez yapılan işlem hukukidir ve geçerlidir.
Bu sebeple 36 nolu orman tahdit komisyonunca yapılan sınırlandırma işlemine karşı oluşan itirazın Özel Dairece gösterilen yöntemine uygun biçimde araştırılıp incelenmesi gerekir.
O halde yukarıda açıklanan nedenlerle Hukuk Genel kurulunca benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dayalı Orman Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlere BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy