(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Cihanbeyli Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.12.1988 gün ve 130-340 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2.12.1989 gün ve 3554-19142 sayılı ilamı:
(... Nizalı taşınmaz dava dışı 657 parsele uygulanan vergi kaydı bu yönü dağ okuduğundan miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Nizalı taşınmazın bitişiğindeki 1368 sayılı parsel Mera olarak sınırlandırılmış ve tutanağı kesinleşmiştir. Bitişik eylemli durumda mera okuduğuna göre vergi kaydının dağ olarak okuduğu yönün mera olduğuna ve miktar fazlasının mera'ya el atılmak suretiyle kazanıldığını kabul etmek gerekir. Meralar zilyetlikle iktisap edilemez. Mahkemece bu yön dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava konusu 658 parsel sayılı 14.400 m2 miktarındaki taşınmaz tapulamaca davacı adına tesbit edilen dava dışı 657 parsele revizyon gören vergi kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Gerçekten davacının iddiasına dayanarak yaptığı vergi kaydı çekişmeli taşınmaz tarafından bulunan batı hududunu dağ okumaktadır. Kural olarak dağ sınırı değişebilir nitelikte olduğundan kayıt miktarı, kapsamı ile geçerli olmak gerekir. Ancak, batı yönde bulunan dağında içerisinde kaldığı yer 1368 parsel numarası ile mera olarak sınırlandırılmış ve bu sınırlandırma kesinleşmiştir.
Bilgisine başvurulan uzman bilirkişi jeolog tarafından verilen bilimsel içerikli, kanaat verici raporda, dava edilen taşınmazın %2 lik bir meyil içinde bulunduğu toprak karakteri itibariyle tarıma elverişli ve kültür arazisi niteliğinde olduğu açıklanmıştır.
Tapulama sırasında tarla vasfında olarak Hazine adına tesbit edilen bu yerin 40-50 seneyi aşkın süredir davacı tarafın zilyetliğinde bulunduğu da dinlenilen, birbirini tamamlayıp doğrulayan bilirkişi ve tanık sözlerinden anlaşılmıştır. Bu itibarla yerel mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle davanın kabulüne dair verilen karar doğrudur.
O halde Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy