(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Perşembe Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.3.1989 gün ve 31-4 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 10.12.1990 gün ve 8127-17240 sayılı ilâmı;
(... Hükmüne uyulan bozma ilamında davalının dayandığı tapu kaydının ifrazen oluştuğu ve kaydın değişebilir sınırlı olduğu, kayıt kapsamın krokisine uygun olarak, krokinin sağlıklı olmaması durumunda miktarına değer verilerek belirlenmesi gereğine değinilmiştir. Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usulü müktesep hak oluşur. Mahkeme bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak zorundadır. Davalının dayandığı tapu kaydı 20.7.1971 tarihinde ifrazen oluşturulmuş olup, ifraz tarihinden tesbit tarihine kadar yirmi yıl geçmediğinden miktar fazlası yönünden davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleştiğinden de söz edilemez. Hal böyle olunca; davalı tapusunun kapsamı sabit sınırlarla bağlantısı kesilmeyecek şekilde miktarı belirlenmeli, taşınmazın 13300 metrekarelik bölümünün tapu kayıt maliki geri kalan bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyize konu dava, genel mahkemede görülmekte iken dava konusu taşınmazın tapulama tesbiti görmesi ve bu yerle ilgili tutanak düzenlenmesi üzerine görev yönünden Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Bu yolla Kadastro Mahkemesine devredilen dava dosyalarına, Kadastro Mahkemesince kaldığı yerden devam edilmesi Yasa hükmü gereğidir.
Somut olayda da çekişme konusu taşınmazla ilgili olarak, genel mahkemede Hazine tarafından açılan davanın reddine dair verilen karar Yargıtay 1.Hukuk Dairesince, davalının dayandığı tapu kaydının ifrazen oluştuğu vurgulanarak kapsamının, krokisinin uygulanması suretiyle bunun uygulanmasının mümkün olmaması halinde de tapu kaydının özellikle doğru sınırı itibariyle genişletilebilir ve değişebilir nitelikte bulunması nedeniyle miktarına göre belirlenmesi gereğine işaretle bozulmuştur. Mahkemece, bu bozmaya uyulmakla, ilgilileri yönünden usulü kazanılmış hak doğmuştur. Bu aşamada mahkemece izlenecek yol, hükmüne uyulan bozma ilamında gösterilen esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulmasından ibarettir. Oysa mahkemece, bozma hükmüne uyulmasına karşın gereği yerine getirilmemiş ve kaydın sabit sınırlı olup çekişmeli yeri de çevirdiği gerekçesiyle Hazine davası red edilmiştir.
Bu itibarla davayı kabul etmenin açıklanan esaslar çerçevesinde hatalı olduğuna işaret eden ve H.G. Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararını da ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy