(1086 S. K. m. 237) (818 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tire Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 17.6.1988 gün ve 305-190 sayılı kararın incelenmesi Davalılar tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 9.4.1990 gün ve 1148-3709 sayılı kararı; ( ... Dosya kapsamına ve mevcut delillere göre miras bırakan üzerinde kayıtlı olmayan ve fakat fiilen kullanılan taşınmazın gerçek tapu maliki tarafından gerçekleştirilen satışında amaç ne olursa olsun miras bırakanın muvazaa kastının varlığı ileri sürülemez. Kaldı ki miras bırakanın sabit olan hastalığının tedavisi amacıyla satış parasına ihtiyacı olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda muvazaanın unsur ve şartları oluşmadığından tapu iptaline ilişkin hükmün bozulması uygun bulunduğu halde tapu incelemesi sırasında bu yön gözden kaçmış ve karar onanmış olmakla karar düzeltme isteğinin kabulü ile onama kararının kaldırılması, hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davanın kabulüne dair olan yerel mahkeme kararı davalılardan H.S.B.'in temyizi üzerine Özel Dairece onanmıştır. Onama kararı aleyhine karar düzeltme isteğinde bulunmayan bu davalı yönünden hüküm kesinleşmiştir. O itibarla, diğer davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile yapılan bozmaya karşı verilen direnme kararını, temyize hakkı olmayan davalı H.S.B.'in temyiz dilekçesi bu nedenle reddedilmelidir.
Diğer davalı H.B. vekilinin temyizine gelince:
Dava konusu taşınmazın davalıya intikalinin, bedeli kendisince ödenmek suretiyle yapılan gerçek satıştan kaynaklandığı ve iptali istenen davalı tapu kaydının oluşmasının muvazaa ile illetli bulunmadığı, dosya içeriği ve özellikle birbirini doğrulayıp tamamlayan tanık beyanlarından duraksanmayacak biçimde anlaşılmaktadır. O halde, usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1 - Hakkındaki hüküm kesinleşmiş bulunan davalı H.S.B.'in direnme kararını temyize hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin REDDİNE, oybirliği ile,
2 - Diğer davalı H.B. vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile hükmün bu davalı yararına yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmada oybirliği nedeninde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy