(1086 S. K. m. 195, 201)
Dava: Taraflar arasındaki "zarar-ziyanden kaynaklanan alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Menemen Hukuk Asliye Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.6.1989 gün ve 1987/511-1989/322 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13.11.1990 gün ve 1990/22-8450 sayılı ilamı:
(... Davacı, tarlasındaki kavunlarının davalı tarafından toplanıp götürüldüğünü bildirerek bu yönden uğradığı zararının giderilmesini istemiştir.
Davalı, süresinde davaya cevap dilekçesi vermemiş, daha sonra kavunları kendisinin değil üçüncü kişi H'in topladığnı, zararın iddia edilen dzeyde bulunmadığını savunmuş ve olayın bu biçimde geliştiği yolunda tanıkları olduğunu ileri sürerek onların dinlenmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davalının cevap vermemiş olması nedeni ile deil gösterme hakkını yitirdiği gerekçesine dayanılarak onun tanıkları dinlenmeksizin iddia doğrultusunda davalı, tazminatla sorumlu tutulmuştur.
Süresinde cevap layihası verilmemesinin başlıca iki sonucu vardır. Bunlardan ilki, davanın esasına girilmesi durumudur. Örneğin, davalı artık ilk itirazda bulunamaz. İkincisi de onun (davalının) artık savunmayı genişletme yasağı içine girmiş olmasıdır. Eğer bu süre içersinde layiha verilmemiş olursa davalı, davayı inkâr etmiş sayılır. Davanın inkârı, davalının, dava dilekçesinde dayandığı (davanın temeli olan) olguları inkâr etmesi demektir. İşte bu nedenledir ki, davalı, inkârını haklı gösterecek delilleri ikame ve ibraz edebilir. Bu durumda hakim, davacının delilleri ile birlikte davalının delillerini de inceleyip değerlendirerek bir sonuca varacaktır.
Somut olayda davalı, süresinde cevap vermeyerek davayı inkâr etmiş ve sonradan inkâr gerekçesini açıklamıştır. Belirtilen gerekçenin doğruluğunu ispat içinde delil göstermiştir. Mahkemece, davalının delillerinin hasrı için belli bir zaman sınırlaması tanınmadan önce davalı delillerini bildirdiğine göre onların incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.
Yerel mahkemece, belirtilen yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Hukuk Genel Kurulu'nun 23.1.1991 gün 1990/2-563 E. 1991/4 K. sayılı emsal nitelikteki kararında vurgulanan ilkelere tamamen uygun bulunduğuna göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozmakararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 05.02.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy