(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 16, 18)
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Vakfıkebir Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.6.1990 gün ve 1988/38-1990/82 sayılı kararın incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.9.1990 gün ve 1089 - 9811 sayılı ilâmı;
(...Tesbit sırasında taşınmazın türü çalılık olarak gösterilmiştir. Uzman bilirkişi kurulu raporunda taşınmaz üzerinde münferit kestane ve gürgen ağaçlarının bulunduğu ve alt fulorada ise simila ve böğürtlen'in varlığını belirtmiştir. Taşınmazların yaklaşık %80 eyimli bulunduğunu göstermişlerdir. Bu nitelikteki bir taşınmaz zilyetlikle iktisap edilemez. Bu gibi yerlerin vergiye kayıt edilmesi hukukça değer taşımaz. Çünkü zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydı hukukça değer taşımadığı gibi vergi kaydında da taşınmaz çalılık yer olarak belirtilmiştir. Kadı ki, vergi kaydı uygulaması da kapsam belirlemeye yeterli bulunmamaktadır. Orman araştırması için bilgilerine başvurulan bilirkişilerin taşınmazın orman olmadığı yönündeki raporları yetersizdir. Ayrıca Ziraatçı da bu konuda uzman sayılamaz. O halde, bu durumda mahkemece olanak bulunduğu takdirde bilimsel alanda görev yapan kişiler arasında seçilecek kişilerin oluşturduğu kurul aracılığı ile yeniden orman araştırması yapılmalı, taşınmaz orman ya da orman toprağı ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/D maddesi hükmünce orman değil ise aynı Kanunun 18.maddesi hükmünce Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerden yanlışa düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunda benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, bozmada oybirliği nedeninde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy