(743 S. K. m. 639)
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Vakfıkebir Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 8.6.1990 gün ve 987/120-1990/69 sayılı kararın incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.9.1990 gün ve 10803-9808 sayılı ilâmı;
(...Mahkemece dava konusu 104 ve 119 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden bulunduğuna yönelik olarak tapuya tesciline karar verilmiş ise de; bir yerin özel orman olarak kabul edilebilmesi için tapuda kayıtlı olması gerekir. Olayda davalı taraf tapu kaydına dayanmamıştır. Çalılık niteliği ile tesbit edilen ve tamamen kayın, gürgen, kızılağaç, kestane ve yabani fındıkla kaplı ve alt fulorası bulunan taşınmaz bu niteliği itibariyle zilyetlikle iktisap edilemez. Diğer yandan, taşınmazın orman olmadığını haber veren bilirkişilerin gösterdiği diğer gerekçelerde eylemli duruma uygun düşmemektedir. O halde, muhakemece olanak bulunduğu takdirde bilimsel alanda görev yapan kişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığı ile yeniden orman araştırması yapılmalı, taşınmaz ve çevresinin ormana nerede ve ne şekilde sınır olduğunu gösterir birleşik harita yaptırılmalı, varsa aynı yerdeki diğer taşınmazlara ait dava dosyaları usulün 45/3 maddesi hükmünce birleştirilmeli, örneğin dosyadaki 28.3.1956 tarihli tapu kaydı ırmak ve dere sınırları itibariyle ve ilk oluştuğu günden başlanarak getirtilecek kayıtlarla birlikte, uygulanarak kayıtta sınır gösterilen ormanın nerede ve ne şekilde taşınmazlara sınır olduğu belirlenmeli, kadastro sırasında tapu kaydının komşu parsele uygulanmış olması durumunda o kaydın komşu kayıtların niteliğinin belirlenmesinde salt delil olamayacağı mahkemece o kaydında uygulanarak kapsamının saptaması gerektiği dikkate alınmalı, uzman bilirkişilerden krokili ve açıklamalı rapor istenmeli ve böylece taşınmazın orman ya da orman toprağı olup olmadığı belirlenmeli, orman ise Kadastro Kanununun 16/D maddesi hükmünce hüküm kurulmalı; değilse 18. madde uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Davacı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA bozmada oybirliği nedeninde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy