(3402 S. K. m. 25, 26, 27)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 30.11.1990 gün ve 534986 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.9.1991 gün ve 57239128 sayılı ilamı:
(... Davacı Hazine, dava konusu 212 parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiasıyla iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, Mahkemece, 3402 sayılı Yasa uyarınca görevsizlik karan verilmiştir.
Oysa, 5.10.1990 tarih 528 sayılı karşılık yazıdan dava konusu taşınmaza ilişkin tesbitin itirazda olduğu anlaşılmaktadır. Bu davanın daha sonra açıldığı gözönünde tutularak itirazın bu dava için bir ön mesele olarak kabulü ile itiraz sonucunun beklenmesi kesinleşecek mülkiyet durumuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle görevsizlik yönünde hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı Hazine, tapulamaca davalı adına tespit edilen 211 parsel sayılı taşınmazın dayanağı vergi kaydının miktar fazlası olarak Hazine adına tahdit edilen dava konusu 212 parsele, davalının yaptığı itiraz üzerine, komisyonca itiraz kabul edilerek bu yerin davalı adına tespitine karar verildiğini, oysa çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu edilemeyecek yerlerden olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Yüreğir Tapu Sicil Müdürlüğünün 24.5.1990 günlü ve aynı yer Kadastro Müdürlüğünün 5.10.1990 günlü cevabi yazılarında gerek dava konusu 212 ve gerekse davalı adına tespit edilen 211 parsellerin itirazlı olup tutanaklarının kesinleşmediği bildirilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25. maddesinde genel olarak Kadastro Mahkemelerinin görevleri düzenlendiği gibi, 26. maddesinde de zaman bakımından görev ve yetkileri açıkça belirtilmiştir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.
Bu durumda mahkemece, dava konusu taşınmazla ilgili tutanak örneklerinin, varsa dayanakları kayıt ve belgelerinin getirtilmesi, tespite kimin itirazda bulunduğu, davalının bu yerdeki tespitle ilgili olarak tapulama komisyonuna yaptığı itirazın mahiyeti ve komisyon kararının tebliğ tarihi, temyize konu davanın çekişmeli taşınmaza ilişkin tespit tutanaklarının askı ilamı içerisinde açılmış olup olmadığının araştırılması ve keza 3402 sayılı Yasanın 27. madde hükmü de gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre görev konusunda karar verilmesi gerekir. Bu hususlar gözetilmeden salt dava konusu parsele ilişkin tespitin itirazlı olduğuna değinen cevabi yazılarla yetinilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. O halde yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy